Beytullah Kurnalı

Tanrı'ya inanıyor ve anahtarın o olduğu düşüncesinde. Hepimizin gündelik yaşamlarımızı dinin buyruklarına göre sürdürmemizi, yönetime aldırış etmememizi, onu tümüyle görmezlikten gelmemizi savunuyor. Tanrı'ya inanıyorsak onun iddiasına göre, herhangi bir durumu alıp, kendi davranışlarımız aracılığıyla bunu "Tanrı'nın yeryüzündeki krallığı"na dönüştürebilirmişiz. Bu toplumda, devlet denetiminden kaçabilen tek gönüllü birlikteliğin kilise olduğunu yazıp duruyor bana. Kiliseye neden girdi merak ediyorum, yönetir.le karşı çıkmasına imkan verdiği için mi, yoksa gerçekten Tanrı'ya inandığı için mi?" "Neden kendisine sormuyorsun?" "İnananlara hayrandım eskiden," diye sözünü sürdürdü Tomas. "Onların bana kapalı olan kimi şeyleri garip, aşkın bir biçimde kavradıklarını sanırdım. Falcılar gibi de diyebilirsin. Ama oğlumun başından geçenler iman denen şeyin aslında çok basit olduğunu gösterdi bana. Çaresizdi, Katolikler onu saflarına aldılar, daha ne olduğunu anlamadan iman sahibi oluverdi. Olayı yönlendiren gönül borcuydu büyük olasılıkla. İnsanın aldığı kararlar son derece basit oluyor."
Sayfa 324·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ahd-i Atik mitolojisiyle yetiştirildiğimiz için! "idil"in tıpkı Cennet'in anısı gibi bizde kalan bir şey olduğunu söyleyebiliriz. Cennet'teki yaşam bilinmeyene doğru giden düz bir çizgiyi izlemek gibi bir şey değildi; bir serüven değildi. Tanıdığımız, bildiğimiz nesneler arasında bir çemberin içinde dönüp dururdu. Tekdüzeliği mutluluk üretirdi, sıkıntı değil.
Sayfa 314 - Can Yayınları·Kitabı okudu

Beytullah Kurnalı

, bir kitap okudu
Puan vermedi·336 syf.·
11 günde okudu
·
2019 19. kitabı
Milan Kundera
7.6/10 · 13,2bin okunma
Ama varoluşun temeli nedir? Tanrı mı? İnsanlık mı? Kavga mı? Aşk mı? Kadın mı? Erkek mi?
Sayfa 265 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Dünyanın Tanrı tarafından yaratıldığına inananlarla kendi kendine varlığa kavuştuğunu düşünenler arasındaki tartışma, aklımızın ya da deneyimlerimizin çok ötesindeki fenomenler alanına girmektedir. Çok daha gerçek olan, varlığı insana armağan edildiği biçimiyle (nasıl ya da kimin tarafından olursa olsun) kuşkuyla karşılayanlarla onu olduğu gibi, hiç karşı çıkmadan kabul edenleri birbirinden ayıran çizgidir.
Sayfa 255 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu