Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg'u göremesen de küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam dünyanın kendisini hiç görebilir mi?
Yargıçlarım, yalnız şuna bütün kalbinizle inanınız, asıl mesele ölümden sakınmak değil, haksızlıktan sakınmaktır. Çünkü kötülük ölümden hızlı koşar. Ben, yaşlı ve ağır olduğumdan yavaş olan bana yetişmiştir, oysa beni suçlayanlar güçlü ve çabuk olduğundan çabuk koşan kötülük, onlara yetişmiştir.
Eğer bıraksaydım tırnaklarıyla yüzümü parçalayacaktı. Deli gibi üzerine saldırdı. Neden üzerime atıldı biliyor musun? Çaresizlikten... Evet çaresizlikten. Bu yüzden onu suçlayamayız. Eğer kirasını zamanında verecek ve çocuklarının karnını doyuracak kadar bir geliri olsaydı asla böyle bir şey yapmazdı. Cemiyet şahısların insafına bırakılamaz. Şahıslar egoist, şahıslar hırslı olur. Sizin gibi servetine servet katmaktan başka bir şey düşünmez.
Gelin tabiri biraz yumuşatalım. Birbirinden farklı birçok hayat mertebeleri vardır. Balıklar sadece deniz hayvanlarını tanır; denizin dışında bir hayat olacağını tasavvur edemezler. Denize dalan yani dış dünyadan gelen bir balık adam gördükleri zaman şaşırır: "Bu hortlak da nereden çıktı." derler. İşte başka dünyadan gelenler için biz de buna benzer sözlerle hayretimizi ifade ederiz.