Bakın, ben eline geçen her kitabı okuyan biriyim. Kolayca kitap elde edebilen biri falan da değilim ve okuduğu hiçbir kitabı kolay kolay kayıp olarak gören biri de değilim.
Bu kitaba da kayıp gözüyle bakmak istemiyordum ki okuyana kadar. İnsanları yargılamak istemiyorum ve bu konuya değinmek bile istemiyorum ama cinselliğin ön planda bu kadar tutulması ne kadar doğru?
Ana karakter Aşkın mahlası ile seslenecek olursam V cinsiyetçi bir psikopat. Geceleri bir katil ve gündüzleri normal hayat süren bir kadın. Ona görevler veren biri var ve bu kadın hiç zorlanmadan, hiç sıkıntı yaşamadan o kişiyi yok edebiliyor ve geriye bir iz bırakıyor. Ve o iz ne tabii ki V. Bir kere sadece erkekleri öldürmesi, yok ettiği insanlarda iz bırakması tuhaf ya başlı başına çok kendi dedikleri ile çelişen bir kitap.
Evet edebiyatta bu kadar güçlü erkek karakter varken bir kadının güçlü olması fikri çok güzel. Kadınların güçlü olabileceğini vurgulamak gayet yerinde bir düşünce ancak zehirli, korkunç, mafyatik erkek karakterlere yüklenen özellikleri bir kadın karaktere yükleyip bir de onu güçlü göstermek için katil yapmak saçma geldi bana.
Erkek ana karakter ise adı Ateş, çok güçlü ve zengin! Fakir ve sade bir hayat yaşasa şaşırırım zaten. İstanbulda adası olan biri bu adam. İstanbulda adası var. Peki. Hadi coğrafya bilmiyoruz, bir adada tek başına nasıl yaşayabiliyor onu bilsek bari. Ateş de mafya olan bir karakter. Güçlü olduğu için bu kadını yakalayan ve onu esir tutabilen hatta anlaşma yapabilen bir karakter. Tamam.
Aşkın çok zeki ve Ateş güçlü! Peki. Bu zekayı okuyucu olarak biz neden göremedik ve bu gücü biz neden hissedemedik? Mermilerden kaçabilen, her türlü operasyonda sağ kalabilen bir katil nasıl olur da bir adamın güvenlik duvarını aşamaz? Ne kadar basit düşünülmüş.
Okumak beni