Beyza

Puan vermedi·484 syf.··
2019 18. kitabı
·
SERENAD Zülfü Livaneli’yle tanışmam gerçekleşti. Çok iyi bir başlangıç yaptığımı düşünüyorum. Zaten öneriler hatta ısrarlar üzerine kütüphaneden aldığım bir kitap kendisi. İyi ki de alıp okumuşum ve Livaneli’yle tanışmışım. Kitaptan bahsetmeden önce kitabın dili hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Ben çok fazla Türk yazar okumuyorum(okumuyordum). Yeni yeni Türk edebiyatına adım atıyorum ve önyargılarımı yıkıyorum. Yaş almış yazarların dilinin ağır olacağına dair bir önyargım vardı ama Serenad’ın dili asla ağır, ağdalı değil çok çok kolay anlaşılır bir dili var. Serenad için aşk romanı mı demek doğru yoksa tarih romanı mı bilemiyorum. Tarihi aşk romanı? Romanda konuya giriş Alman profesörün 60 yıl sonra bir söyleşi için daha önce profesörlük yaptığı İstanbul Üniversitesi’ne tekrardan gelişiyle başlıyor. Burada kendisiyle ilgilenmekle görevlendirilen halka ilişkiler bölümünden Maya duranla hayatları kesişiyor. Roman’ın temelinde Prof. Wagner ve eşi Nadia’nın aşkı var. Çok derin ve hüzünlü bir aşk hikayesi. Türkiye’nin tarihiyle ilgili çok şey öğrendim, özellikle İkinci Dünya savaşında Türkiye’nin hali hakkında. Kitapta Ermeni sorunu, göçmen sorunu, Kırım, nazi konuları çok güzel ve ayrıntılı işlenmiş. Benim tarih bilgim çok yüzeysel yani ygs tarih diyebiliriz. Bu yüzden kitapta işlenen konuların ayrıntısını Livaneli’den öğrendim. O kadar acı şeyler okudum ki çoğu yerde nolur kurgu olsun diyerek google yazdım ve çok çarpıcı görüntülerle karşılaştım. Kitapta bahsedilen her şey ne yazık ki gerçek. Kitapta Hitler var Stalin var ve politikaların, imzalanan savaş kararlarının altında ezilen halk var. Kitabın tam da savaşla ilgili kısımlarında beni çok etkileyen ‘’savaşı başlatmak için imza atanlara imza atmadan önce ellerinle bir çocuğun canına kıyacaksın dense yine
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi·216 syf.··
2019 20. kitabı
NAİF.SUPER 5.3/10 Yazarı Doppler’den tanıyorum. Elime bir edebiyat dergisi geçmişti göz gezdirirken Erlend Loe’dan bahseden bir sayfaya denk geldim Doppler, Naif.super ve yazarı tanıtan bir sayfaydı. Yazarın doğa tutkusu, bisiklet aşkı beni etkiledi. Önce Doppler’i okumasam daha iyi olurmuş. Naif.Süpere göre daha derin bir kitaptı çünkü. Naif.super 25 yaşına basmış ama hayattaki amacını, hayatı anlamlandıramayan birinin ağzından yazılmış. Dili aşırı sade sanki günlük okuyormuşsunuz gibi. Üniversitede master yaparken okulu dondurmaya karar veren bir genç, yaşamak için onca zahmet veren, koşuşturan insanları anlayamıyor. O daha çok bisikletine atlayıp ormana gitmeyi orada gördüğü hayvanları not etmeyi seviyor. Sürekli liste yapıyor. Kendini mutlu eden şeyler, hayatında güzel olan ve kötü olan şeyler. Bir bölümde de bir eşyadan beklentilerinin olduğu liste yapıp alışverişe gidiyor. Aldığı şeyler ise kırmızı bir top ve oyuncak tahta çekiç. Büyüyemediğini düşündüğüm biri. Bunu sadece kimlik arayışında olduğu için söylemiyorum. Yaşıtı olan insanlarla değil de küçük çocuklarla daha iyi anlaşabilmesi, hatta onlarla küçük yarışlara girmesi beni bu kanıya itiyor. Oyun ve eğlencenin ruhu temizlediğini düşünüyor. Belki de doğrusu budur belki de mutlu olmak için büyümemek gerekiyordur. Kitapta gereksiz yerler olduğunu düşünüyorum örneğin kütüphane bölümünde arama kayıtlarının olduğu sayfalar, New York’tayken yaptığı gördüklerim listeleri…Beklentim daha farklıydı. Ben de tam olarak nerede olmak istiyorum, gelecekte kendimi nerede görüyorum, mutlu bir yaşam sürmek için bir sonraki adımım ne olmalı gibi soruların cevabını bulamadığım bir dönemdeyim. Bu sorulara cevap bulmak ümidiyle başladım ama kitap size bunu sunmuyor. Belki de sunuyordur gerçi. Beni mutlu/mutsuz eden ya da
Naif. SüperErlend Loe · Siren Yayınları · 20181,401 okunma
Genç Werther'in Acıları
9/10
·126 syf.··
2019 19. kitabı
GENÇ WERTHER’İN ACILARI 7.6/10 Kitabı okuma sebebim Serenad’ı okurken satır arasına iliştirilmiş bir öneri aslında. Yıllardır kitaplıkta duran sarı sayfalı antik batı klasiklerinin baskısı. Cümleler, olay ,Werther’in olaylara bakış açısı ve verdiği tepkiler beni çok etkiledi. Bazı cümleler yüreğime ok gibi saplandı desem abartmış olmam. Werther şehrin karmaşasından uzaklaşmak için bir kasabaya yerleşiyor ve Charlotte’la tanışıyor. Charlotte nişanlı bir genç kız. Werther uyarılara rağmen (ki uyarılar çok yersiz ve anlamsız. Kim duygularına yüzde yüz hakim olabiliyor ki? x kişisine aşık olmamalıyım diyip olmayan ya da bir şeyler hissettiği kişiden vazgeçmesi gerektiğini fark ettiği an yüreğinden söküp atabilen varsa karşısında saygıyla eğilirim jvdfvvk) Werther Charlotte’a aşık oluyor. Ortada genç kıza aşık (vurgun desek daha yerinde olur) bi çocuk ve nişanlı bir genç kız var. İşte hikayenin bu kadar acıklı olmasının sebebi bu. İmkansız aşk işleniyor. Werther’la beraber acı çektim. Sevgisi çok saf kendini tamamen Charlotte’a adayan biri(tam anlamıyla tammm) ona zarar vermekten, onu üzmekten, kırmaktan bile korkan hatta korkudan titreyen biri. Charlotte’ın nişanlısıyla Werther’ın ilişkisi de çok farklı. İkiside birbirini tanıyor ve iyi anlaşıyorlar. Hatta zaman zaman Charlotte’la ilgili konuştuklarını okuyoruz. Werther aslında aile dostları oluyor, evlerine sık sık gidip gelen Charlotte’ın kardeşleriyle oyunlar oynayan biri. Werther aşkın imkansızlığının farkında bir dönem kasabadan da uzaklaşıyor aslında ama dayanamayıp tekrardan geri dönüyor. ’’Yine de keşfedemediğim bir his beni ona doğru çekiyor’’ Gerçekten hüzünlü bir kitap çok ayrıntı vermek istemiyorum iş spoiler vermeye gidiyor yavaştan. Kitabı okumanızı çok isterim ama eğer karşılıksız aşk, ayrılık gibi gibi
Edebiyat
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024149,9bin okunma
Koku
9/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
KOKU-Patrick Süskind İnsanlar bir kitabın çok iyi olduğunu söylediğinde o kitaba büyük bir hevesle başlıyorum, istediğimi alamayınca da acaba ben mi anlamadım diye düşünüyorum. Çok güzel yiyeceklerle dolu bir masa vardır siz de dahil tüm arkadaşlarınız yiyeceklerin tadına bakarsınız, onlar her şeyin çok lezzetli olduğunu söyler ama siz hasta olduğunuz için yiyeceklerin tadını alamıyorsunuzdur. İşte ben de tam olarak böyle hissediyorum bana kendimi hasta hissettiriyor ‘iyi’ kitaplar, başkalarının ‘ baş ucu’ kitabı. Kokuyu daha önce alıp okumadan geri teslim etmiştim ama bu sefer bir gazla başladım. 6 gün sürdü okuma serüvenim çünkü bana göre çok dolu bir kitap. Tam anlamıyla 2 sezon dizi izlemiş gibi oldum.2. Kızıl saçlı kızı fark ettiği yere kadar 1 sezon kalan kısmı2. Sezondu benim için. Grenouille kokusuz bir insan. Mecazi anlamda söylemiyorum gerçekten hiçbir şekilde kokusu yok vücut kokusu yok ter kokusu yok ağız kokusu yok. Ama burnu o kadar keskin ki kilometrelerce ötedeki bir kokuyu alabiliyor. Bir parfümün içindeki tüm bileşenleri hiçbir deneye tabi tutmadan sıralayabiliyor.Grenouille yetim, kimse tarafında istenmeyen ve insani duygulardan arınmış biri. Koku alma yeteneğinin farkında, küstah bir çocukken bir parfüm ustasının yanında işe başlıyor. Her şeyin kokusunun olduğuna ve onları elde edebileceğine inanıyor camın, odun talaşının... öyle bir zaman geliyor ki insanların kokularını da küçük cam şişelere sığdırabileceğini düşünecek kadar ileri gidiyor. İşte bir katilin hikayesi tam da burada başlıyor. Kitabı okurken dehşete düştüm. Çoğu zaman gözlerim bir alt satıra geçerken zorlandı. Cümleyi bitirerek birinin ölümüne daha şahit olmak istemedim. Dil çok ustaca kullanılmış. Yan karakterler romandan ayrılırken onların daha sonraki hayatları da 4-5 satırda
1000Kitap
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201827,3bin okunma