NAİF.SUPER 5.3/10
Yazarı Doppler’den tanıyorum. Elime bir edebiyat dergisi geçmişti göz gezdirirken Erlend Loe’dan bahseden bir sayfaya denk geldim Doppler, Naif.super ve yazarı tanıtan bir sayfaydı. Yazarın doğa tutkusu, bisiklet aşkı beni etkiledi. Önce Doppler’i okumasam daha iyi olurmuş. Naif.Süpere göre daha derin bir kitaptı çünkü.
Naif.super 25 yaşına basmış ama hayattaki amacını, hayatı anlamlandıramayan birinin ağzından yazılmış. Dili aşırı sade sanki günlük okuyormuşsunuz gibi. Üniversitede master yaparken okulu dondurmaya karar veren bir genç, yaşamak için onca zahmet veren, koşuşturan insanları anlayamıyor. O daha çok bisikletine atlayıp ormana gitmeyi orada gördüğü hayvanları not etmeyi seviyor. Sürekli liste yapıyor. Kendini mutlu eden şeyler, hayatında güzel olan ve kötü olan şeyler. Bir bölümde de bir eşyadan beklentilerinin olduğu liste yapıp alışverişe gidiyor. Aldığı şeyler ise kırmızı bir top ve oyuncak tahta çekiç. Büyüyemediğini düşündüğüm biri. Bunu sadece kimlik arayışında olduğu için söylemiyorum. Yaşıtı olan insanlarla değil de küçük çocuklarla daha iyi anlaşabilmesi, hatta onlarla küçük yarışlara girmesi beni bu kanıya itiyor. Oyun ve eğlencenin ruhu temizlediğini düşünüyor. Belki de doğrusu budur belki de mutlu olmak için büyümemek gerekiyordur.
Kitapta gereksiz yerler olduğunu düşünüyorum örneğin kütüphane bölümünde arama kayıtlarının olduğu sayfalar, New York’tayken yaptığı gördüklerim listeleri…Beklentim daha farklıydı. Ben de tam olarak nerede olmak istiyorum, gelecekte kendimi nerede görüyorum, mutlu bir yaşam sürmek için bir sonraki adımım ne olmalı gibi soruların cevabını bulamadığım bir dönemdeyim. Bu sorulara cevap bulmak ümidiyle başladım ama kitap size bunu sunmuyor. Belki de sunuyordur gerçi. Beni mutlu/mutsuz eden ya da