Sadece çiftçilerden oluşan bir millet, keşif ve icat yolunda çok az ilerleme kaydedebilecektir fakat boş eller, işleyen kafalar yaratır. Bilim ve sanat bizzat lüksün çocuklarıdır ve ona olan borçlar milletçe ödenir.
Nietzsche "Kendisi için doğruyu seçemeyecek kadar içgüdülerini kaybetmiş olan bireye yozlaşmış derim." derken bir şuursuzluk durumunu işaret eder. Kavramlar şuuru biçimlendiren ögelerdir. Büyüme uğruna tüm erguvan ağaçları kesilen bir şehirde erguvan rengine boyanmış otobüslere doldurulan insanlar trafikte nasıl delirmeden bekleşirler? Sorunun yanıtı bir körlüktedir. Onlar için her şey olağandır, olması gerektiği gibidir. Aksi olsa katlanıyor olmaları asla mümkün değildir. Çünkü insanlar kavramlarını kaybettiklerinde artık anlam yokluğunun da acısını duyamaz olurlar. Mevcut düzensizliği, olması gereken zannederek yaşamaya başlarlar. Bu yoksullaşmadır. Kant "Kavramsız algılar kördür." derken kavramları olmayan insanın bu algılayamayan durumunu anlatır.