Denizden esen hafif rüzgâr saçlarınla oynasın.
Bilsen…
Özlem ve gurbet hüznüyle akşam ufkuna bakan
Bu gözlerinle, bu hüznünle ne kadar güzelsin!
Ne sen, ne ben,
Ne de güzelliğinde toplanan bu akşam,
Ne de düşüncelerin acılarına sığınak olan
Bu mavi deniz…
Hüznü anlamayan insanlara yabancıyız biz.
Bugünün insanı sana “sadece genç bir kadın”,
Bana “sadece eski bir budala” der.
Bu aşağılık arzular, bu kirli bakışlar
Sende de bende de bir anlam bulamaz.
Ne bu akşamda yumuşak bir hüzün,
Ne de durgun denizde hafif bir bulanıklık,
Ne gizli bir titreme, ne de gururlu bir kayıtsızlık görürler.
Sen, ben, deniz
Ve bu titreşimsiz, sessiz akşam
Sanki ruhun kokusunu topluyor…
Uzak,
Mavi gölgeli bir ülkeden ayrı kalmış gibi,
Bu sonsuz sürgün ve ayrılıkla
Burada yaşamaya mahkûmuz…