Sen yoktun
Terkedilmiş bir İstanbul vardı. Yaslanmış gökyüzünün umarsızlığına, Eylül rüzgârlarıyla sararan
Bayram kartpostallarına benzeyen. Sen yoktun Tüm dünyayı değiştirebilirdim, Oysa aynalarda eskiyor yüzüm. Ne yana baksam bir anı, Meğer İstanbul ne çok benziyormuş sana…. Sen yoktun, Omuzlarımda paramparça bir yürek, Göğüs kafesimde karmakarışık bir kafa, Kıvranarak olayların burgacında, Gezinirim sensizlikle, deliliğin sınırlarında. Sen yoktun, Kanayan bir İstanbul vardı, Yeryüzü ıssızlığında….
Onu salıvermiyorsun, başka bir yere ait olduğunu bildiğin halde onu bu yaşamda tutmaya çabalıyorsun. Onu salıvermek onu terk etmenin ya da onu sevmemenin belirtisi değil, tam tersi, onu gerçekten sevmenin- başka bir yaşama gitmesine izin verecek kadar sevmenin- belirtisi.
Bir çocuğu kaybetmek geleceği kaybetmektir: kaybedilen, kişinin yaşam projesinin ta kendisidir- ne için yaşadığı, gelecekte kendini nasıl tasarladığı, ölümü aşmayı nasıl umut edebileceğidir (insanın çocuğu aslında onun ölümsüzlük projesidir).