Milli mücadelenin yazarlarından Yakup Kadrinin “Yaban” adlı eserinden sonra okuduğum ilk eseri. Yaban Anadolu’da geçerken Sodom ve Gomore İstanbul’da geçiyor. Tanpınar’ın Sahnenin dışındakiler adlı eserine benzer şekilde, Milli mücadele ile alakadar olmayan ve daha çok İngiliz, Amerikan yanlısı bir Türk güruhun, Sodom kavmine benzer davranışlar sergilediği bir dönemi konu alıyor. Bu topluluğu daha çok hala Milliyetçi duygular taşıyabilen ancak Milliyetçilikten haberi olmayan ve batının düşkün ahlakını kendine örnek almış genç bir kadına aşık, bir gencin gözü ile gözlemliyoruz.
Yakup Kadri Mondros ateşkesinden sonra ilk işgaline uğrayan İstanbul’u “utançtan yüzü koyun yere yatan bir adam”a benzetir. İstiklal harbinin sesleri duyulunca ise bu adam “zincirlenmiş bir dev”e dönüşür.
Maalesef günümüzde de hala örnek alınan batının Sodom kavmini andıran ahlaksızlıkları olduğu gibi alınmakta ve Türk’ün edebi silinmektedir. Yakup kadri 1918-1922 arası İstanbulun’da batının artık evlere, kadınlara sirayet eden alışkanlıklarını ayrıntılı bir şekilde önümüze serer ve bekaretini kaybeden bir medeniyetten söz eder. Giden bekaret geri gelmeyecektir ancak doğru eylem bir seçimdir. İrade ile bilinçli bir ahlak tercih edilebilirdir. Ümit yok değildir.