Fabrika atıklarıyla zehire döneşen bir dere, iki günde bir (bu süre daha da uzun sürebilir) tankerle gelen su, doktoru olmayan bir sağlık ocağı ve köyü için çabalayan belediye başkanının olduğu bir köyde geçiyor hikaye.
Dayısını ziyarete gelen hekimle beraber biz de köy ve köy halkıyla tanışıp bu hekime son sayfaya kadar eşlik ediyoruz.
Bir köy ve bu köyü daha yaşanılanilir bir hale getiren halk... Okulları bile kullanılmayan bir binanın tamiriyle oluşturulmuş, üç sınıfla ilgilenen bir öğretmen ve bu öğretmen aynı zamanda okulun müdürü de. İşte her şey bu öğretmenin yaralanmasıyla başlıyor. Doktor Ferit sadece Oya öğretmene olay yerinde müdahale etmekle kalmıyor onunla beraber sağlık ocağına gidip başında bekliyor. İkilinin arasındaki ilk kıvılcım tam burada oluyor. Öğretmene karşı bir şeyler hisseden tek kişi Doktor Ferit değildir ne yazık ki.
Eşinin bir parçasını kaybetmesiyle paramparça olan Bulut yine kendisi gibi ağır yükler omuzlayan, bu yükler altında ezilmeyen ama kamburlaşan Oya'ya vurulur. Oya'nın Bulut'un parçalarını toplamaya çalıştığı, Bulut'un da Oya'nın yüklerini paylaşarak kamburunu hafiflettiği bir dostluk bağı oluşuyor aralarında. Oya'ya göre dostuk olan bu bağ Bulut için çok farklı anlamlar içermektedir.
Oya ise Bulut'ta eşini bulamadığı yapboz parçasını kendi gibi kimsesiz olan Ferit'te buldu. Kalbini kırmak istemediği dostu Bulut bir yanda, sevdiği adam bir yanda idi. Zamana bırakmaya karar verdi, ertelediği şeyi bir daha yapamamak üzere.
Hiçbir silahın işlemediği koca gövdeli savaşçıları en hassas noktalarına küçük bir dokunuşla devirebilirsiniz çoğu zaman. Bulut yenilmez bir savaşçı olmadığı gibi karşısındaki de adil dövüşecek kadar yürekli biri değildi. Her savaşın kazananı ve kaybedeni vardır, zafere diye yürünen savaşın sonucu kimsenin