" Emel, hayatında insanlardan çok roman figürü var, biraz hayata karışmanın vakti gelmedi mi?"
" Ben hayatın içinde bu kadar olabiliyorum, yakından tanıdığım her şeyden bir süre sonra nefret etmeye başlıyorum...
İnsan nasıl bazı kitapları çok severek okusa da, bir süre sonra neler olduğunu unutur ve o kitaptan sadece bir duygu kalırsa geriye, o günden de bana sadece bir duygu kaldı.
Her gün uyandığımda yaşadığımı, sadece yaşadığımı, varlığımdan başka hiçbir şeyi hissetmediğim o ne mutlu ne de mutsuz anın hemen arkasından başlardı hayat. Eğer hayatım o gün gözüme yirmi yıl ağır "canım sıkılıyor" cezasına çarptırılmış mahkumun hayatı gibi görünmüyorsa gözlerimi açıp evdeki sesleri dinlerdim.