"Bu adamların hepsi büyük bir tezat ve ikilik içinde çjrpiniyorlar. Hiçbiri sırtında taşıdığı ve muhafazaya mecbur olduğu mevki veya paye ile ahenk halinde yaşamıyor. Kafaları zekā itibariyla olsun, yarım yamalak bilgileri itibarıyla olsun, merhamete muhtaç bir halde. Şahsiyetleri kırpinti bohçasi gibi. Her şeyleri iğreti, her vasıfları, her kanaatleri iğreti... Ba sit bir insan, mesela hiç okuması yazması olmayan bir köyl bir amele, lalettayin bir adam bunlardan çok daha mükemmel bir bütündür. Çünkü o adam, mesela Hasan Ağa, Hasan Ağa olarak düşünür, böyle yaşar. Hükümleri hayatın verdiği birtakım tecrübelerin neticesidir ve kendine göredir. Konuşurken karşısında Hasan Ağa'dan başka kimse yoktur. Fakat bu efendilerin hiçbiri kendisi değildir. Fikir diye ortaya attıkları her şey kafalarina rasgele doldurduklanı hazmedilmemiş, acayip birbirine zit bilgilerin tahrip edilmis şekillerinden ibarettir Mesela Mehmet Bey'le asla Mehmet Bey olarak konuşmaya imkan bulamazsin. Siyasetten bahsedecek olsan karsisinda şu Fransiz gazetesinin veya bu diktatoriin mutkunu bulursun Müzik lafı açsan bilmem hangi gavurun kitabi veya hangi Müslümanın makalesiyle karşılaşırsın Begendigj yemegi söylerken bile Mehmet Bey değildir. Mühim adamların nasil yemekleri beğenmesi lazim geldiğini düşünmeden bir şey diyemez. Çok kere iki lafi birbirini tutmamak mecburiyetindedir. Cunki edebiyat hakkında duyup veya okuyup benimsedikleri şu müellifin fikirleri ise, tesadufen müzik hakkındaki bilgileri de dünya görüşü ve sanat anlayışı itibariyla ona taban tabuna zit bir başka muharrirden edinmedir. Bu belkemiksiz malumat ve kanaatler mütemadiyen kopar, birbirinden ayralar, sahibiyle münasebetlerini mütemadiyen degistirir. Çünki hiçbirinde fikirler ve bilgiler şahsiyet haline gelmemiştir. Hicbiri ukalalık