" Aynı eşyalar kullanıldığı , aynı işler yapıldığı halde bir nakkaşhane ile bir zindan arasında ne büyük fark vardı.Birinde insan yaratılışının en estetik boyutta güzellik anlayışına kapı aranıyor , diğerinde insan ruhunu en ziyade kıskaca alan insanlık dışı tavırlar sergileniyordu.Bir falçata yahut bir iğne , burada güzellikler yaratırken , orda acı veriyordu.Burada bıçaklar güzelliği tıraş ediyor , orada güzel boyunlardan kan akıtıyordu.Orada aynı çengelleri kullananlara cellât , burada sanatçı deniyordu.İnsanın bir niyet ve düşünce ile anlam kazandığını düşündüm.Demek ki insanlar niyetlerine göre iyi veya kötü , güzel veya çirkin olabiliyorlar , eşyaya bakış açıları da buna göre oluşuyordu.Ruhlarını şeytana satanlar ile Rahmân'a adayanlar da işte bu ince çizgi ile birbirinden ayrılıyordu.Birileri zamanı çoğaltıyor , diğerleri harcayıp tüketiyordu çünkü.Birileri iyi şeylerle hayata anlam katarken , diğerleri hayatın kötülüklerine tapıyordu. "