Fatmanur

Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
Nils, Benjamin ve Pierre… Üç yaralı ruh… Kitap bu üç kardeşin yetişkinlikteki kavgasıyla başlıyor. Nils ve Pierre kavga ederken, Benjamin’ in sadece onları izleyip polis çağırmakla yetinmesi. Annelerinin cenazesi ve vasiyetini yerine getirebilmek için çocukluklarının geçtiği yazlık göl evinde tekrar buluşan kardeşler. Aynı zamanda üç yabancı… Kitap geçmiş ve şimdiki zamanda sırasıyla dolanıyor. Kardeşlerin göl evindeki son yazları ve annelerinin ölümü sonrasına gidip geliyoruz. Kardeşlerin çocukluk anılarına gittiğimizde kitabın adının “Hayatta Kalanlar” olmasının sebebini daha net anlıyoruz. Tuhaf ebeveynlerle, katı ama bir amacı olmayan manasız kurallarla büyüyen üç çocuk. Alkolik ve öfke problemleri olan ebeveynleri tarafından ilgisizlik ve sevgisizlikle cezalandırılan, hayat boyu tamir edilemeyecek hasarlar alan üç çocuk. Herkesin küçük ya da büyük ailevi travmaları olduğunu ve aile kurumunun insanın gelecekteki kişiliğini ve hatta bence kaderini şekillendiren ilk yer olduğunu da göz önünde bulundurursak, herkesin bir parça da olsa kendinden bir şeyler bulabileceği, empati yapabileceği kanaatindeyim. Kitabı ortanca çocuk olan Benjamin’in ağzından okuyoruz. Hepsinin az ya da çok hasar aldığı bu ailede, ailenin en iyi gözlemcisi, en duyarlı çocuğu Benjamin’in en ağır yükü taşıdığını görüyoruz. Son sayfalara yaklaştıkça vurucu bir gerçekle yüzleştiriyor yazar bizi. Bu kadar sarsıcı bir konunun akıcı, sakince ama duygu yoğunluğunu kaybettirmeden aktarılması da yazarın başarısını kanıtlar nitelikte. Benim için okuması keyifli bir kitap oldu.
Edebiyat
Hayatta KalanlarAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20252,114 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·348 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
·
116 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2023 02:26
Nermin Yıldırım #k: Saklı Bahçeler Haritası Keşke bu kitabı okurken ve okuduktan sonraki hislerimi birebir yazıya dökebilsem. Kitapta ana karakter olsun, olmasın her karakterin hikayesi aslında o kadar derin o kadar yürek burkucuydu ki… Dünyanın neresinde olursa olsun yaşanan acıların, hayatların birbirine benzerliği, savaşlar,insanoğlunun birbirine ve hatta kendisine karşı acımasızlığı beni derinden etkiledi. Gelelim kitabın konusuna: Ünlü bir yayınevinde Genel Yayın Yönetmeni olan Rıdvan bir gün esrarengiz mektuplar almaya başlar. Bu mektuplar 1960 yılında başlamış olup iki kız kardeş arasında geçmektedir. Suad ve Behiye… Bu mektuplarda hayatları tamamen farklı yerlere savrulan kardeşlerin yaşadıklarını okurken aslında 1940’lar Türkiye’si ve Avrupasında yaşanan olaylara,savaşlara, acılara, sırlara ve yitip giden hayatlara şahitlik ediyoruz. Kitabın kurgusu ve akıcılığı mükemmeldi ama asla tahmin edemediğim sürpriz final beni biraz üzdü diyebilirim… Bir tarafta sevdiği adam uğruna her şeyi geride bırakıp bir hayat heba eden Behiye diğer yanda her zaman yalnız kalacağına inanmış karamsar Suad. Birbirine tamamen zıt ama bir o kadar da aynı iki kız kardeş, 2 kadın… Özellikle kadınlara evliliklerinde dayatılan roller, görevler kadın olmanın o dönemler daha da zor olduğunu bir kez daha fark ettirdi. İncelememin sonlarına yaklaşırken bir kere daha Behiye’ye değinmek istiyorum. Mektuplarında, düşüncelerinde kendimden bir şeyler bulduğumdan mıdır nedir kendime en yakın hissettiğim karakterdi ve yeri her zaman ayrı olacak bende. Nermin Yıldırım’la tanıştığım ilk kitap olmasına rağmen son olmayacağına eminim şimdiden. Kitabı okurken hissettiklerimin binde birini bile yazıya dökemesem de bir alıntıyla noktalıyorum incelememi. “Bil ki ne ilkiz ne de son olacağız seninle. Bütün hikayeler bir gün
Edebiyat
Saklı Bahçeler HaritasıNermin Yıldırım · Hep Kitap Yayınevi · 20183,984 okunma