Ne garip, insan daima, yani kocamış bir ihtiyar bile olsa, çocukluğunda gizli. Hatta belki çocukluğun tek bir anında. Bir kokuda, dokunuşta,sözde, tebessümde yahut gözyaşında. Çocukluk dediğimiz şey, kendi sırrında kırılmış bir ayna gibi, baktıkça batıyor insana.
Bir hastam sık sık şunu söylerdi: “Annemle babam hayatımı kontrol etmiyorlar… Onlardan nefret ettiğimi çok iyi biliyorlar.” Fakat sonunda anladı ki öfkesi devam ettiği sürece ailesinin kendisi üzerindeki kontrolü de devam edecek ve öfkesini beslemeye harcadığı enerji de aslında hayatını istediği gibi yaşamasına engel oluyor.