“Bârân ki der letâfet-i tab'eş hilâf nîst
Der bãğ lâle rûyed u der şûre-bûm has.”
“Var tabiatında güzellik yağmurun herkes bilir; fakat bağda lale, çorak yerde diken yeşertir.”
Rûhum ‘atâlet etme zamân ol zamân değil
Olma târik-i fıska revân ol zamân değil
Sen nev-nihâl-i bāg-ı tarâvetsin ey civân
Lâyık mı şürb-i hamr u duhân ol zamân değil
Sarf etme nakd-i vakti kumâş-ı sefâhete
Var şimdi her nefesde ziyân ol zamân değil
Akdemleri ‘avâm ile ülfet hatâ idi
Açma havâsa şimdi dehân ol zamân değil
Sa‘y et türâbı etmeğe billûra münkalib
Billûr câma bakma emân ol zamân değil
Tâk-ı sipihri sît-i fünûn etdi pür-tanîn
Hˇâb-ı kesel-nümâdan uyan ol zamân değil
Tutdu cihânı şa‘şa‘a-i şems-i ma‘rifet
Leyl-i cehâlet oldu nihân ol zamân değil
Hubb-ı vatanla sa‘y et Emîrî hünerver ol
Bî-‘ilm ü san‘at olma cihân ol zamân değil
1. ‘Aşkla bir âh itsem kûh u sahrâ sarsılur
Kûh u sahrâ şöyle tursun çerh-i vâlâ sarsılur
2.Dün gice bir âh itdim ditredi arz u semâ
Bak inanmazsan eğer Eflâk hâlâ sarsılur
3.Ol kıyâmet kâmetim reftâre gelse bağda
Yâseminler ditreşür her serv-i bâlâ sarsılur
4.Nāz ile reftār itdikce o serv-i bāğ-ı nāz
Gıbtasından cennetü’l-‘alâda tûbâ sarsılur
5. Cân u dilden ‘aşkla bir âh eylersem (Fatîn)
Yalnız dünyâ değil firdevs-i ‘âlâ sarṣsılur
Yanyalı Esad Efendi, 18. yüzyıl Osmanlı düşünce hayatında aklî ilimlerin yeniden inşası sürecinin önemli temsilcilerinden biridir. Birden çok lisana vakıf olması, Grekçe ve Latince metinlerle doğrudan temas kurabilmesi, Aristotelesçi felsefe ile İslâmî bakış açısı arasında kurduğu metodik báğ ve tercüme faaliyetlerindeki titiz yaklaşımı, onu döneminin sıradan bir müderrisi olmaktan çıkarıp Osmanlı entelektüel tarihinin müstesna figürlerinden biri hâline getirmiştir.