Derler ya, insan asla doymak bilmez diye, yüzünü verseniz ille de astarını ister diye. Bu sözler insanı kınama amacıyla söylenir, oysa insan soyunun en büyük yeteneklerinden biri, onu elindekiyle yetinen hayvanlardan üstün kılan bir yetenektir bu.
Bir şeyi fazla istemek iyi değildi. Bazen şans ters dönebilir yoksa. Ayarında istemeyi bilmeli kişi, Tanrı ile ya da tanrılarla iyi geçinmenin yolunu bulmalı
Mill'in dediği gibi; görkemli duygulardan verim elde etmek hassas bir bitkiyle ilgilenmeye benzer. Şayet toplum, gençlerin üstün yeteneklerini geliştirmelerine hizmet edecek bir destek vermezse birçok gencin bitkisi solar. İnsanlar bu yeteneklerini kaybettiği gibi zihinsel yetilerini de kaybeder. Çünkü bu yeteneklerini besleyecek ne zamanları ne de istekleri vardır. Doğal olarak en basit alanlara kaçmaları, sapmaları kendi tercihleri değildir aslında. Basit şeylere ulaşmanın daha kolay olmasındandır.
Zamanın çabuk geçtiği duygusu ne acı bir duygudur. Saatlerin, günlerin, yılların aktığını hissederiz. Bu hareketin bizi yavaş yavaş ölüme götürdüğünü düşünürüz.