Eğer bir elinizle diğer elinizi değilde, diğer bileğinizi tutuyorsanız bu genel bir olumsuzluğun ifadesidir. Daha fazla uzamaması gereken bir olumsuzluğun da işaretçisidir. Zielke'nin dediği gibi el, bileği ne kadar yukarıdan tutarsa, ki bu dirseğe kadar çıkabilir, memnuniyetsizliğin arttığı bir an önce başka bir işe dönmeniz konusunda karşıya ipucu veriyorsunuzdur.
Batıda etrafı açık bir sandalyeye oturtulan sanık sorgulanırken, polis hep yandan yaklaşarak ve yanına iyice yaklaşıp özel alanını taciz edip dokunarak sorular sorar, psikolojik olarak büyük baskı altına giren sanık suçunu daha kolay itiraf eder.
Bir iş görüşmesine gittiğinizde tüm ofis malzemeleri karşıdaki kişiye aittir. Dokunmaya başlarsanız bğyük bir rahatsızlık verirsiniz. Kimi zaman eğer insiyatifi ele geçirmeniz gerekiyorsa, masadaki bir kalemlikle oynayabilir ya da sadece bir kağıdın yerini değiştirebilirsiniz. O masadaki en ufak dokunul bile karşınızdakinşn otoritesini sarsacak sizin onu pek kaale almadığınızı hissettirecektir.
Batının duygusal zeka kavramından önce ortaya koyduğu soyut ölçüler, nesnel zevkleri kapsıyordu. Fakat duygusal zeka ile birlikte Batı'da daha önce hiç savunulmadığı şekilde erteleme duygusu ön plana çıkarıldı ve zevklere sınır koyuldu. Bu da duyguların eğitimi kavramını ortaya çıkardı. Oysa bu kavram, Doğu öğretilerinde yüzyıllardır 'NEFİS TERBİYESİ' adıyla yer almaktaydı.