Bu ilahiler hayatın çığlığı idi. Kaderini iyice yöneltmek, dünyanın engin alanlarında bir dayanak noktası bulmak ihtiyacındaydı insanoğlu. Bu evrende Tanrı'dan başka güçlerin bulunabileceğini ümit etmek gibi feci bir yanılgının çığlığı! Çok büyük bir yanılgı! Çünkü insanın kendini Yüce Tanrı'ya duyurmak arzusu da çok büyüktür. İnsan, imanını açıklamak, tövbekâr olduğunu bildirmek için ne enerjiler harcamış, ne kadar çok düşünmüştür! Damarlarında akan ateşli kana, asi yaradılışlı oluşuna, ezeli isyan arzusuna, yenileşmeye susamış olmasına, daima itiraz eden bir micaza sahip bulunmasına rağmen, imanını ispat için neler yapmamıştır! Ve bu noktaya gelmek için ne korkunç zahmetler çekmiştir! Ne vedalar, ne mezamirler, ne büyüler, ne ilahiler, ne şamanlıklar yapmıştır! Yüzyıllar boyunca ne dualar, ne yakarışlar yapmıştır. Bütün bunlar birden maddileşecek olsa, okyanuslar gibi dünyayı kaplardı. İnsanın kalbinde insani acıların, insanlığın doğuşu ne kadar zor olmuştur.