Yaşamımız pek de dilediğimiz gibi çıkmadıysa durmadan geriye bakıp kendimizi suçlayarak ne kazanabiliriz ki? Şu acı bir gerçek: Gerek sizin gerekse benim gibilerin, yazgımızı, dünya dediğimiz bu tekerleğin göbeğinde yer alan ve bizim hizmetlerimizden yararlanan o büyük beyefendilerin ellerine bırakmaktan başka pek bir seçeneğimiz yok. Yaşamınızın akışını denetim altına alabilmek için ne yapabilirdiniz, ne yapamazdınız, bunları düşünerek kendinizi yiyip bitirmenin en almamı var? Bizim gibilerin, hiç değilse doğru ve değerli bir şeye ufak da olsa katkıda bulunmaya çalışmamız yeterli olacaktır kuşkusuz. Kimilerimiz böylesi yüze amaçlar uğruna yaşamda pek çok şeyi feda etmeye hazırsa, sonuç ne olursa olsun, bu çaba kendi başına bir gurur ve memnuniyet kaynağı olmalıdır.
Sayfa 205
Bizimki gibi bir ülkede, insanların büyük olaylar üzerinde düşünmek, kendi fikirlerini biçimlendirmek gibi bir görevi vardır, bu doğru. Ancak yaşam böyleyken, sıradan insanların her konuda ‘sağlam fikirler’e sahip olmaları –ki Bay Harry Smith buradaki köylülerin bunu becerdiklerini iddia ediyordu- nasıl beklenebilir? Bu beklentiler gerek dışı, şüphesiz ayrıca bunun makbul bir şey olduğundan da emin değilim. Ne de olsa sıradan insanların nereye kadar öğrenip bilebilecekleri bellidir, bunun belirli bir sınırı vardır. Bir ülkenin en büyük tartışmalarına herkesin ‘sağlam fikirler’le katkıda bulunmasını beklemek akıllıca olmaz. Hem bir insanın ‘vakar’ını bu açıdan tanımlamaya kalkışmak da saçmalık olur. Sayfa 164