hızlı sürükleyici bir kitap. serinin ilk kitabı kadar aksiyon yok. kurulan ve kendini gerçekleştiren bir düzen içerisinde paulün yaşam döngüsünü izliyoruz. gerçeği bilmek ne denli zor tekrar tekrar gösteriyor bu kitap bize. tabi, daha çok entrika var. malum imparatorluk, taht ve zenginlik tek bi noktada toplanınca, otomatikman düşmanlar komplolar kurmaya başlar. beni en çok şaşırtan 2 karakter vardı kitapta biri yüz dansçısı, biri de o cüce. beklemediğimiz bir yerde bitti kitap açıkcası. 3ü kitabı merakla bekliyorum.
ilk kitabın ardından biraz çıtır çerez bi kitap. bi çırpıda biter.
Dune MesihiFrank Herbert · İthaki Yayınları · 20218,7bin okunma
uzun zamandır okuma listemde olan o kitap, evet sonunda okudum.
üstelik bu kadar minik bir kitabı neden bekletmiştim bu kadar bilmiyorum.
kitap, gerçekten çok güzel, akıcı. yazarın kendi içsel yolculuğu, vefat etmiş karısı ile kısa sohbetleri gibi. ama bir yas süreci aslında, bir özlem pınarı. bilmiyorum birçok yeri bana inanılmaz naif geldi. yazarın tarifine göre, bu kadar bencil bi adamın böylesine sevebiliyor oluşu gözümü yaşarttı.
uzun bir yolculuk sonrası, eşi durakların birinde inmişte, o onun özlemi ile devam etmek zorundaymış gibiydi.
okuyun okutturun efendim, ve yazarın itiraf ettiği gibi güzel sözler söylemek için insanların hayatınızdan çıkmasını beklemeyin.
DulJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20256,7bin okunma
arkaya ses olsun diye açılmış dizi gibiydi, dümdüz okudum bitirdim
kadından biraz fitne fesat yenge enerjisi aldım. kendi terk edildi diye başkalarının da terk etmesini ya da terk edilmesini umdu gibi oldu?? iyi bi adamla nişanlı olan üvey kız kardeşinin, sırf "arkadaşıyla" iyi anlaştığını gördüğü için nişanlısını aldatabileceğini falan düşündü. mağarana geri dön🫷
4 yıl önce kaybettiği eşini aşamayan adamın, kendisini geride tutma nedeni üzücüydü, tereddütlerini anlayabildim ama kadının bu duruma tavrı beni sinir etti. bana bunu borçlusun falan diyerek adamı kendisine bi şans vermesi için manipüle etti. oysaki adam ona hiçbir şey borçlu değildi, hayatını sorumluluğunu hissettiği kişiler için düzenleyen vefakar biriydi, kadına karşı sorumlu hissedip ona şans vermeyi kabul etti (kadın da manipule ettiğini söyledi) (adam kadını istiyordu zaten evet ama ikna yöntemi bence bu olmamalıydı, rahatsız oldum)
"yakında evleneceğiniz adam, başka birine aşık olduğunu söyleyip sizi terk ediyorsa ve babanız annenizi aldatıp başka bir kadını hamile bırakmışsa ve sonrasında o kadınla yaşayıp yeni doğan kızına bakmak için annenizle sizi terk ediyorsa boşverin ve onları affedin" mesajından hoşlanmadım bana fazla geniş geldi. nişanlısı, kadını fiziksel olarak aldatmadığı ve başka birine aşık olduğunu gelip düzgünce anlattığı için "iyi adam" sayıldı. (kitaplarda affetmeye fazla zaruri bakılıyo. herkesle iyi olmaya gerek yok, seni terk eden nişanlınla arkadaş kalman seni gelişmiş ya da onu aşmış biri yapmicak)
aşkı ayak üstü muhabbetler şeklinde gelişti, dramı da fazla hızlı çözüldü. ne aşklandım ne dramlandım bomboş okudum bitti. sadece kardeşlik ve çiftçilik güzel yansıtılmıştı, puanı bunlara ve hızlı okunmasına verdim. çiftin buna bi hayrı dokunmadı
Bu yazarın kalemini, yarattığı dünyaları gerçekten çok seviyorum. Karakterler hep gerçekçi hissettiriyor bana. Yine ışıl ışıl bi hikayeydi. Sevenlere öneririm.
Çok çok akıcı bir seriydi, yazarın kalemini çok beğendim. Ara sıra mantığıma uymayan veya beni sinirlendiren detaylar olsa da genele bakıldığında gayet başarılıydı. İşlenmek istenen tema çok güzel aktarılmıştı. Betül ile Ömer'in sevgisini, Betül'ün İslam'ı tanıma sürecini, Fatma ve Hatice teyzelerin samimiyetini okumak çok huzurlu hissettirdi.
3 kitaplık bir seri olduğu için genel bir değerlendirme yapmak istedim. İslami ögeler barındıran bir seri. İlk kitabı keyifle okudum. Ömer'in inancını tam anlamıyla yaşaması ve ne olursa olsun Betül ile arasındaki mesafeyi koruması çok ince ve tatlı bir detaydı.
İkinci kitapta ise yer yer eleştirdiğim noktalar oldu. Örneğin Betül'ün yerli yersiz inatlaşmaları bir süre sonra sıkıcı hal almaya başladı. Son olayların ardından Ömer'in Betül'e sürekli sesini yükseltmesi de keyif kaçırıcıydı.
Üçüncü kitapta da Ömer'in bu öfkeli tavrı ve ses yükseltmeleri ne yazık ki devam etti. Her ne kadar sevdiklerini düşündüğü için böyle davransa da bence buna gerek yoktu. Karakter genel olarak fazla sinirli yansıtılmıştı, böylesine güzel yazılmış bir karaktere bu öfke problemini yakıştıramadım aslında. Bu kitap beni gerçekten sonlara doğru çok üzdü. "Buna gerek var mıydı?" diye sorup durdum. Ama belki de bi noktada bazı şeyleri fark etmemiz için gerekliydi..
Ama güzel bitti..Buna emin olabilirsiniz..Hâlâ tarifsiz hislerle doluyum...Ömer ve Betül hep aklımın bir köşesinde olacaklar..
Kesinlikle bir şans vermelisiniz.. :)
Çünkü babası ölenler anlar. Diğerleri okurken üzülür, hüzünlenir, kaygılanır. Belki acı çeker. Ama yazarı anlayamaz. Hatta babası dışinda en sevdiği de ölse yine anlayamaz Bir iki saatte okur, geçer. Çünkü baba bi başkadır.Babası ölenler okursa sadece okumaz, YAŞAR...
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,6bin okunma