Koltuğa oturdum, her şeyi bir bi anlattım. Korkuyorum dedim, sonuçta artık koşarken düşüp dizlerimizi yarlamayız. Bizi yaralayacak şeyler bellidir, biliyorsun.
Duygusal olarak kırılabilirliğini bana emanet etmekten mi korkuyorsun ?
Yine mi Melanie Klein?
Kadın bir erkeğe varmaz, kadın bir erkeğe verilmez ve bi erkek bir kızı almaz, (almak, vermek) bu tabirler kadını kıymetten düşüren, ona ahkâr (en hakir) mahiyeti veren şeylerdir ve her şeyden evvel bu zihniyeti kadınlarımız kafalarından çıkarmalıdır; bilmelidirler ki iki cins birbiriyle hayatlarını birleştirirken yuvaya getirdikleri aynı kıymette şeylerdir ve koca mal sahibi değil, ortak, hayat ortağı demektir.
Memleketimizin kadın ve erkeklerini, biri diğerini sürükleyen ve taşıyan değil, el ele ve aynı tempoda yürüyen iki mahluk olarak göreceğimiz günün uzak olmamasını dilerim.
ama acim tiyatro sahnesinde hissettigimden cok daha karmasikti. bir yandan haykirir gibi yuksek sesle agliyor, aglamanin bana iyi gelecegini dusunuyordum. en arsiz erlerin, en edepsiz sarhoslarin, en rezil tacizcilerin bile aglayan bi kadini gorunce yatismalarinin nedenini kavramistim. alemin mantigi analarin aglamasi uzerine kurulmustu. simdi de bunun icin agliyordum. aglamanin iyi geldigini, cunku aglarken baska seyler dusunebildigimi de sezerek her seye agliyordum.
"Hepimiz Arkadia'da doğduk." Yani dünyaya mutluluk ve haz üzerinde hak iddiasıyla geliriz ve bu hakkı gerçekleştirme umudunu, kader bizi sertçe yakalayıp hiçbir şeyin bizim olmadığını, her şeyin onun olduğunu gösterene dek, aptalca bi şekilde koruruz.
Bi dengê xwe yê kelogrî, min hembêz neke…
ez li hemana me, û ev şev, girrê xwe ji min û te girtiye.
Bi peyvên xwe yên kelogrî, min maç neke…
ev kolan tazîn e.