9/10
·332 syf.··
2026 30. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 07:00
Anne Rabe, bir ülkenin (Doğu Almanya'nın) totaliter rejiminin, bir evin oturma odasına, bir çocuğun yatak odasına nasıl sızdığını harika anlatıyor. Devletin baskıcı yapısı, dede üzerinden babaya, babadan anneye ve en son çocuk Stine’ye kadar ulaşıyor. Kitap bize şunu söylüyor: Toplumlar geçmişlerindeki diktatörlüklerle, canavarlıklarla yüzleşmedikçe, o canavar evlerin içinde yaşamaya ve çocukları zehirlemeye devam eder.Kitapta beni en çok etkileyen şey, şiddetten ziyade o şiddetin etrafını saran sessizlik duvarı. Herkes her şeyi biliyor, babaanne eziyet çekiyor, anne çocukları hırpalıyor, dede muhbirlik yapıyor ama aile içinde hiçbir şey konuşulmuyor. Yazar, bu halının altına süpürme kültürünün acıdan daha tehlikeli olduğunu, çünkü sessizliğin travmayı büyütüp bir sonraki kuşağa aktardığını çok net gösteriyor.O kadar akıcı bir hikayeki ,kitabın sonuna kadar hiç sıkılmadım.İkinci dünya savaşını hep yahudi ve nazi üzerinden okudum,kitabı almadan önce bi kararsız kaldım,ama bu bambaşka bir yönden irdelemiş hikayeyi,çok başarılı ,kesinlikle okunmalı.
Mutluluk İhtimaliAnne Rabe · Livera Yayınevi · 2025105 okunma
8/10
·304 syf.··
2026 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 20:15
Kitabın spiritüel yaklaşımına katılmamakla beraber insan ilişkileri ile ilgili görüşlerini çok beğendiğimi söyleyebilirim. Birçok çatışmayı basite indirgeyerek karmaşık insan ilişkilerini kolaylaştırmak mümkün görünüyor gözüme kitabı okurken. Keşke benim de Shanti isimli bir dostum olsaydı diyorum ama kitabın sonundaki yazar notunda sevdiklerinizin Shanti'si olun öğüdünü gördükten sonra böyle bir rehberi beklemektense ona dönüşmeye çalışmak daha olması gereken olarak geliyor gözüme. Tıpkı kitaptaki bir diğer mesajda olduğu gibi. Mucize beklemeyi bırakıp değişmesi gerekenin kendimiz olduğunu anladığımızda dünyanın gerçekten değişebileceğini görüyoruz. Kitabı özetleyecek olursak ; Maëlle ve Romane iki kadın arkadaş. Ara ara buluşuyorlar yoğunluktan bir araya gelememişler uzun süredir. Maëlle bir gün Romaneden acil buluşmak istediğine dair bir mesaj alır. İtiraz etse de dediği yere gider. Öğrenir ki arkadaşı meme kanseridir ve tedavi olduğu onkoloji merkezindedir. Romane Onu kendisine acıması için çağırmadığını 16 yıllık arkadaşlıkları boyunca ilk kez bir şey istemek için çağırdığını söyler. İsteği de şudur: Nepalde geleneksel bir yöntem varmış. Bu yöntemle insanın düşünce yapısını değiştirerek ve bilinç seviyesini yükselterek hastalıklardan kurtulması mümkünmüş. Ancak hçbir yerde yazmıyormuş çin ve nepalde çıkan çatışmalardan sonra hükümet bu çalışmaları saklıyormuş. Kendisi çok araştırmış hatta araştırırken ilaç şirketlerinden birinden tehdit filan da almış mektupla. Katmanduda yaşayan Jason diye bi arkadaşı bu el yazmalarından birinin kopyasını ele geçirmiş Romaneye verecekmiş ama kendisi bu klinikten çıkamadığı için arkadaşı Maëlle'den rica ediyor. Maëlle baya karşı çıkıyor tabü tüm bunları saçmalık olarak görüyor. Ama yine de getireceğine söz vermek zorunda
Bugün Kalan Hayatımın İlk GünüMaud Ankaoua · Yan Pasaj Yayınları · 20238,3bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Masumiyet Müzesi İncelemesii..
9/10
·524 syf.··
2026 2. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 14:21
Evett.. Bir giriş yapmak için doğru cümleleri ararken bulamayışımdan mütevellit incelememe bu şekilde başlamayı uygun buldum. Birtakım spoiler içerebilir şimdiden okumamış arkadaşları bilgilendirmek isterim. Okumuş olduğum bu güzel kitabın İstanbul'da anılarla dolu bir müzesi de mevcuttur. (ki aynı zamanda bu dönem içerisinde bir filmi de yayınlanmıştır.) İncelemeyi yazarken eleştirilerimi de yazacağım ama beni hem çok bağladığı ve hem de etkisinde bıraktığı gerçeğini söylemeliyim. Romanımızın her sayfası sürükleyici ve merak uyandırıcı ilerlemektedir. Okumaya başlamadan önce olay örgüsünün güzel bir aşk hikayesi olduğunu sandığım kıymetli yazarın kitabında bahsi geçen ana karakter Kemal'in takıntılı bir karakteri olduğunu anladım. Kitap birincil şahıs üzerinden yani ana karakter Kemal ağzından kaleme alınmış olduğu için duygusal hislerle biz okurları etkilemektedir ve yaşanmış gerçek bir eserdir. Ana temasının aşk olmasının yanı sıra sosyal bağlar ve arkadaşlık, romantik ilişkiler, evlilik, aile kurma, mutluluk, ayrılık gibi konular da işlenmektedir. Olay örgüleri İstanbul’da geçmekte olup dönemin İstanbul’una ve yaşamına dair bakış açısını kapsayan çoğu bilgiyi barındırmaktadır. Masumiyet Müzesi’nde anlatılan olaylar 1975-1985 yılları arasında geçmekte fakat kitabın ilk yayımı 2008 yılına aittir ve sözünü ettiğim İstanbul'daki müze ise 2012 yılında açılmıştır. Kısaca söylemeliyim ki kitapta anlatılan olay örgüsü, kitabın en belirgin karakterleri Kemal, Kemal'in aşk sanarak tutarsız bir şekilde bağlandığı uzaktan akrabaları Füsun ve Kemal'in nişanlısı Sibel arasında geçmektedir. Detaylandırmadan söylemek gerekir ki bir ilişkisi varken tutarsız bir bağlılıkla onun eşyalarına bile sarılıp saplantı haline getirdiği Füsundan kopamayan ana karakter her iki kadının da
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,6bin okunma
Buruk bir veda gibi bitirdim kitabı.
6/10
·400 syf.··
2026 4. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 13:47
Sekiz kitaplık serinin son kitabı. Yıllardır okuduğum serinin sonuna geldim. Hiç bitmez zannediyordum ama bitti. İlk kitaplarda anne çocuktu sonra genç kız oldu. O bölümlerde hiç büyümüyor gibiydi. Sonra kadın oldu. Evlendi. Çocukları oldu. Bu noktada karakterin hikayesi bitti gibi duruyor. Ama bu kitapta seri devam ediyor. Ancak hikayenin odak noktası Anne değil Anne'in çocukları ve onların arkadaşları olarak devam ediyor. Hani çok sevdiğimiz ama uzaklara gitmesini hiç istemediğimiz insanlar olur ya, Anne de o insanlardan biri gibi son üç kitapta. Hep var ve biz onun yaşadığı tüm zorlukları, insanların hayatına kattığı tüm güzellikleri biliyoruz, hikayesine tanık olup etrafındaki tüm hikayeler sürerken ara ara görerek mutlu olduğumuz bir karakter... son kitapta artık tüm çocuklar büyümüş. En küçük çocukları Rilla nın perspektifinden geçiyor tüm olaylar aslına bakıldığında. Rilla ismini Marilla'dan almış. Ancak Marilla Rillanın büyüdüğünü göremeden ölmüş. Çok üzüldüm. Tek satırda geçti öldüğü. Sanki sıradan bir komşu ölmüş gibi bahsetmiş yazar. Bazen bana çok duygusuz geliyor yazdıkları. Marilla ya bu. Green Gables'ta Anne'e anne olmuş bir kadın o. Neyse bu süreçte 1. Dünya savaşı başlamış. Jem savaşa gitmiş. Rillanın aşkı Kenneth ford da savaşa gitmiş. Şair ruhlu walter da tüm çekincelerine rağmen savaşa gitmek gerektiği için savaşa gitmiştir. Nan ve Di üniversiteye gitmiştir. Shirley ise yaşı 18 olduğunda o da savaşa gitmiştir. Glendeki Komşuları Jem'in sevgilisi Faith de tıp eğitimi almış ve ingiltereye gitmiştir. O da savaştadır. Rilla savaş başladığında 15 yaşındadır. Bittiğinde ise 19 olmuştur. Bu süreçte bir bebeği alıp büyütmüştür. O bebek yani Jims savaş sonunda iyi bir aileye evlatlık verilmiştir. Kitapta beni tek rahatsız eden yardımcıları Susanın savaş ve
1000Kitap
Yeşilin Kızı Anne 8L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 20211,128 okunma
İnsan nasıl İnsan olur?
Puan vermedi·272 syf.··
2026 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2026 08:29
Bu kitapta yazar insanların mutluluk için oluşturduğu sistemin sıkıntılı yanlarını gösteriyor sistemde herkes mutlu ama kimse mutluluğunu kendi isteği için olmuyor böyle şartlandırıldıkları için mutlular düşünmüyorlar çünkü düşünmek mutsuzluğu getirir düzeyine göre hareket et mutlu olursun ha mutlu olamadın mı al bi Soma hayata devam et insanlar gerçek duygularını bastırmak için somaları kullanıyorlar teknolojinin nasılda kontrolsüz gelişiminde insanı nasıl esir aldığını ve insanı nasıl mutlulukla insanlıktan çıkardığını muazzam bir distopya ile açıklamış bu kitapta şuna anladım insanı insan yapan yapılan hatalar üzüntüler dertlerdir eğer sadece mutluluk olursa insan insanlıktan çıkar Ne demiş atalarımız HERŞEYİN FAZLASI ZARAR. yazım ve imladan dolayı özür dilerim
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,4bin okunma
Sefiller
10/10
·1700 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
Victor Hugo'nun başyapıtı, muhteşem Sefiller'i çok uzun zamandır, okuma listemde olan çok merak ettiğim bir romandı. Sefiller'i okumadan önce açıkçası okurlar tarafından çok beğenilen bir roman olduğu için, acaba çok mu abartılıyor ya da bekletimin altında Bir roman mı? Olacak gibi kaygılarım ve korkularım vardı. Doğrusunu söylemek gerekirse beklentimin çok daha üstünde bir roman oldu. Böylesine muhteşem bir romanı okuduğum için kendimi çok ama çok şanslı hissediyorum. Okumayanlara da şiddetle tavsiye ediyorum, romanın kalınlığı sizi hiçbir zaman korkutmasın, zevkle okuyacağınız bi roman olacak. Romanı on üç günde çok zevk alarak bitirdim, ve en kısa zamanda tekrardan okuyacağım. Bin yedi yüz sayfalık romanın her sayfası, her yaprağı Victor Hugo'nun muhteşem kalemiyle inanılmaz bir akıcılıkla yazılmış. Dünya edebiyatının en çok satan, en çok okunan romanlarından biri, Victor Hugo'nun muhteşem Sefiller'i . . . Kitabımız, Sırf aç kalan yeğenlerini doyurmak için, bir ekmek çalıp 19 yıl boyunca Pranga'ya kürek mahkumiyetine çarptırılan Jean Valjean'ı konu alan bir romandır. Aldığı ağır cezanın bedelini ömrü boyunca ödeyen Jean Valjean'ın, Fransız Sosyo-Ekonomik-Adalet'ini eleştiren Sefiller'i. . . . Romanı kısaca incelersek. Jean Valjean, on dokuz yıl aradan sonra özgür olup Digne kentine geldiğinde pansiyonda ki insanların ona alçakça, vahşice, acımasızca, iğrenç davranışları, onu kovmaları ne kadar doğruydu. Ya da daha doğrusu Fransa devletinin, cezalarını çeken kürek mahkumlarına sarı kimlik belgesi vermesi ne kadar doğrudur. Bu kimlik toplumu: kin, nefret ve düşmanlığa sürüklemiyor mu? Jean Valjean, insanların ne derece kötü, aşağılık birer varlıklar olduğunu bildiği için ekmeği çalma zorunluluğunu hissetmiş olabilir mi? Çünkü isteseydi de belki de vermeyeceklerini
Alıntı
Sefiller (4 Cilt Takım)Victor Hugo · Engin Yayıncılık · 2005105,5bin okunma