6/10
·173 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Okurken sıkılmadım sadece düşündüm kitabın son sayfalarında ki arriana ve artık benzetmesini beğendim neden bilmiyorum ama o benzetme olmasa kafamda bi soru işareti olurdu ama şimdi her şey netleşti ama düşünüyorum insanın 30 yaşında olup değişime ayak uyduramaması ya da bi amacı olmaması normal midir sadece diyeceğim şey mevsimlerin gidip gelmesi ve insanların orada kalmasının mükemmel bi cümle olduğu.
Kentte Son YazGianfranco Calligarich · Can Yayınları · 2022470 okunma
6/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 22:51
Öbür Dünya ile Dünya arasındaki duvarlar yıkıldığında insanlar ile feyler aynı dünyada yaşamak zorunda kalırlar. Feyler insanlardan üstün olduklarını iddia ederek insanları köleleştirmek ister ve insanlar kendilerini koruma altına almak için feyler ile aralarına bir duvar örer. Fakat feylerin özgürlükleri insanlar tarafından kısıtlanmak istenmesiyle onlara bir savaş açarlar ve o duvar 20 yıl önce yıkılır. (Bir yirmi yıl vakası daha :D) 20 yıldır Doğu Avrupa’da, seçkin feyler ve insanlar egemenlikleri için savaşmaktadırlar. Kızımız Brexley, küçük yaşlarda ailesini kaybetmesiyle ülkesinin baş generali, aynı zamanda babasının yakın arkadaşıydı galiba?, tarafından sahiplenip büyütülmüş bir kızdır. Çoğu kızın aksine şanslı ve ayrıcalıklıdır. Askeri eğitim alan genç kızımız bunun yanı sırasında da hırsızlıklık yapmaktadır. (Askeri eğitimin hiçbir faydası olammış demekki, ki öyle de zaten) Ve kitabımız da böyle başlıyor aslında. Brexley, birlikte büyüdüğü ve ona sırılsıklam aşık olduğu, aynı zamanda generalin oğlu olan Caden ile Seyehat halindeki trene hırsızlık operasyonu gerçekleştiriyorlar. Caden de generalin oğlu ya, yakalanma riskine ve ününe leke gelmesi riskinden dolayı bu duruma çok karşı ama Brexley’e “KARŞI KOYAMIYOR” işte. O da çılgın ama o geleceğin varisi. Böyle şeyler yapmaması lazım aslında ama bunu yaptıkça da anca kendi olabiliyormuş. Kızımız öyle anlatıyor. Ya bu kız kendi dünyasında çok yaşıyor da neyse. Oğlan da salak yemin ederim. Kız öpüşmek mi hırsızlık mı diyor adam hırsızlık diyor. Sen nasıl libidosu düşük bir erkek oluyorsun, Brex’i sen de bu kadar çok istiyorken. Çıldırmalık yemin ederim. Bi de diyor ki bak bak, ‘sono korşo koyomoyom’ BOK! ÖPÜŞELİM DEDİĞİNDE NiYE KARŞI KOYDUN E MAL!!! Yani o kısım bana hiç geçmedi. Saçmalıktan başka
1000Kitap
Yabani TopraklarStacey Marie Brown · Ren Kitap · 2024160 okunma
Reklam
8/10
·440 syf.··
2026 13. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 19:34
Kitabın kapağını kapattığımda soru işaretleriyle beraber bir boşluk oldu içimde. Şehnazla ve hayatıyla vedalaşmak beni bi üzdü. Kitabı çok sevdim aslında ama beni bazen biraz yordu. Çağrışımlarla ilerleyen, yoğun bilinç akışı kullanan , dallanıp budaklanan bir anlatı tarzı , hafızanın çalışma mantığını taklit eden parçalı bir anlatı diyebilirim. Örnek vermem gerekirse anneannesinin yaşadığı sıkıntıları anlatırken annesinin de sıkıntısını nasıl aileye sahip çıkmak zorunda kaldığı, bunu anlatacakken birden annesinin atanmadan önceki işini ve o işi nasıl bulduğunu anlatacak ya(tabii bu da başka bi konudan detay kısmı) Mahalledeki Bilmem ne abla sayesinde diye başlayıp o kadının hayatını detaylarıyla ve ölüm anını bile anlatıyor oturduğu Fil yokuşu sokağının tarihçesini kadının sevgilisinden öğrendiğine geçiyor o Tarihçe dikkatini çektiği için bunu okul ödevinde kullandığına, hocasının ona inanmadığına ve kavga ettiklerine özür dileme kısmına kadar ve oradan E’ye hissettiği aşk güzellemesine geçiyor oradan tekrar. İşte bu işi o abla bulmuş diye iş kısmını anlatıyor, iş kısmından babasıyla tanışma kısmına geçiyor, oradan sevgili oldukları hikayeleri anlatırken oradan nasıl evlendiklerine, neden evlendiklerine derken bir konu 150 sayfa sürüyor ortasındayken konu neydi ya oluyosunuz. Bide bana komşunun hayat hikayesini anlatana kadar kendi hayatının detaylarını da bi verseydi ya olmadım değil. Ama genel hatlarıyla heyecanla okuduğum bir kitaptı.
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,1bin okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2018 111. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2018 00:00
"Kendimizi bağışlayabildiğimiz oranda başkalarının bağışlayıcılığını kabullenebiliriz..." "Geçmiş ondan kaçsak bile bu günümüzü yakalamanın bir yolunu mutlaka bulur..." Her ay okuyor ve bir sonraki ay şaşırtıcı bir şekilde kitabı elime alır almaz özlediğimi fark ediyorum... "Ciddi tartışmalar çay gerektirirdi. Nedense demli bir çay eşliğinde her şey daha fazla anlam kazanır." Böyle düşündüğü için de ekstra seviyor olabilirim. Bu ay da sürprizler, hüzünler, mutluluklar, kayıplar, itiraflar birbiri ardına geldi. Beni özellikle şaşırtan bir cinayet itirafı oldu ki çok detaylı planlanmıştı. Debbie kitaplarında alışık olmadığım bir durumdu. Bir de bu kitaptan ah bi karşıma çıksa dediğim karakterim Will oldu, nasıl sevdim nasıl :) Şimdi iki soru sormak istiyorum. İlk sorum özellikle anne babalara... Çocuklarınız arasında, birinin hayatını daha üstün görüp ayrım yapabilir misiniz? Keyifli okumalarınız daim olsun...
Kızılcık BurnuDebbie Macomber · Novella Yayınları · 2015563 okunma
3/10
·470 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
iyi bir tema ama tema dışında kalan her şey berrrrrbat. kitabı alırken beni kandırmışlar resmen, yok murakami stili yok rüya atmosferi yok onun kalemi bambaşkadır falan. eksik ve amatörce yazıyı size bir özgünlük olarak yutturmaya çalışıyorlar. iki karakterin gözünden okuyorsunuz, tengo ve aomame birbirini tamamlayan ama çokça da farklı karakterler. tengo herhangi bir karakter gibi sunulurken aomame ve kitaptaki diğer kadın karakterler inanılmaz seksist ve objeleştirilerek yazılmış. uazar bir kadın karakteri tanımlarken göğüslerinin şekli duruşu boyutu ve bir sürü aptal saptal şekilde tanımlamayı uygun görüyorken erkek karakter için herhangi bi adam gibi tanıtıyor. sürekli anlamsız cinsellik sahneleri beni bıktırdı. iki karakter adamakıllı konuşurken birdenbire ya memelere odak kayıyor ya da seksten bahsetmeye başlıyorlar. ucuz bir porno okuyormuşum hissiyatını silen hiçbir sahne olmadı. karakterler derin değil, tutarlı da değil. kitabın yarısına kadar hikaye açılmıyor, gizemi çözmek için ortaya atılan olgular daha da çorbaya çeviriyor. sürekli bir ara metin geçiyor ve kitabın bitmesine son kırk sayfa kala bile sana random bi bilgi atıyo yazar. konuşmalar da akıcı olmadığı gibi karakterleri yansıtmıyor, yazar karakterlerin ağzını açıp kendi istediklerini onlara söyletiyor gibi hissetmekten kendimi alamadım. gerçek dünyada ya da gerçek dünyayı taklit eden bir dünyada olmayacak sohbet konuşmaları geçiyor, örneğin iki kız dışarı yemeğe çıkıyorlar ve birbirlerini tanımaya çalışıyorlar kızlardan biri çocukluğunda erkekler sana kötü şeyler yaptı mı diye bi soru ortaya atıyor, yeni tanıştığın kimseye böyle sormazsın ya da konuşmazsın ki... bilgi aktarımı yapay: karakter bir silahın modeli hakkında endişeye düşüyor ve yatmak için yaklaştığı adama sohbet esnasında modeli
1Q84 - 1. KitapHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20243,537 okunma
8/10
·320 syf.··
2026 17. kitabı
ayyyy valla gerim gerim gerdi beni bu kitap, bi de gece bitirdim ustune de sonunu anlamadigim icin bir ton yorum okudum izledim ekstra gerildim… o kadar video izledin sonunu anladin mi derseniz tam anladim da diyemem anlamadim da diyemem, genel olarak anladim ama biiiir suru de soru isareti var hala kafamda, tam olarak tatmin etmedi beni yani, zaten 3 puani da oradan kirdim, ama uzun zaman sonra gercekten bi kitabi okurken gerildim, o yuzden hakkini da vereyim, he bi de soylemeden gecmeyeyim assssiri derecede christopher nolan filmi hissi verdi bana son 100 sayfasi, oyle bi mindfuck yani, sevmemde onun da etkisi vardir mutlaka
We Used to Live HereMarcus Kliewer · Atria/Emily Bester Kitapları · 2024200 okunma
Reklam
Reklam