Gerçek bir yaşam öyküsü…
Birçok çocuğun, genç kızın ve kadının yaşadığı; ne kadar duysak da, okusak da her seferinde içimizi sızlatan hayatlar…
Firdevs’in hikâyesi daha çocukken başlıyor. Üstelik istismar, “baba yarısı” denilen amcasından geliyor. Anne ve babasını kaybedince yine ona kalıyor. Amca evlenince ise kurtuluş olmuyor; aksine “evlendirelim” diyerek, kendisinden yaşça çok büyük bir adama veriliyor.
Ortaokula kadar okuyabilmiş… Daha fazlasını hayal bile edemeden, karanlığın içine itiliyor. Kaçıyor… ama her kaçışında başka bir karanlığa düşüyor. Birinden kurtulurken diğerine yakalanıyor. Hayat yakasını bırakmıyor ama o da vazgeçmiyor.
Çalışmaya başlıyor, daha iyi bir hayat kurmak istiyor. Ancak kader yine karşısına yanlış insanları çıkarıyor.
Mısırlı kadınlar üzerine araştırma yapan Neval El Saddavi, Kanatır Cezaevi’ni ziyaret ettiğinde Firdevs ile tanışıyor. Onun sayesinde Firdevs’in hayatını öğreniyoruz.
Çürümüş bir toplum, çürümüş bir düzen ve çürümüş insanlar…
Her sayfada adalet kavramını yeniden sorguluyorsunuz.
Sarsıcı, düşündürücü ve insanın kendi sorumluluklarını da gözden geçirmesine neden olan bir kitap.
Tavsiyedir.