Ademoğlu düşünmeye,düşünce başlar.Ha bir kuyuya,ha bir zindana.Ana karakterimizin düştüğü yerden kalkış sürecindeki majör değişimleri minör bağlantılarla anlatan bir hikaye.Merak duygusunun anlatımdaki akıcılıkla beslendiği su gibi akan bir olay örgüsü ilgiyi diri kılıyor.
Aile olgusu farklı notaların bir araya gelip oluşturduğu güzel bir beste mi ? Yoksa Farklılıklar ve benzemez duygular huzur vermez mi ? Sorularına karakterlerin atışmaları üzerinden net bir cevap veriyor.
Düş ile gerçek arasındaki geçişleri duygu metcezirleri ve izleyiciyi karşısında kilitleyen bir akışla anlatan bir kurgu var
Hesapsız cesaretin,insanı uçuruma götürdüğünü sözü gölgelemeden anlatan bu hikaye oturduğumuz yerden bambaşka diyarları da geziyormuş gibi hissettiriyor
Hayatı besleyen şeyin kendisi bu;Bedeller. Her bedel bizi yepyeni,maceralara yepyeni duygulara sürüklüyor.Ödenen bedellerin yaşattığı duyguları her sayfada hissedebiliyoruz