George Orwell ile neredeyse herkesin tanistigi gibi ben de 1984 varliginda tanistim. Hatta 1984’ü o kadar sevdim ki, ara sira acip icinden bolumler okurum. Daha iyisi olamaz herhalde derken neredeyse onun kadar iyi olan Hayvan Ciftligi ile tanistim. Orwell, kaleminin ustaligi ile beni kendine hayran birakmaya devam ediyor. Spoiler vermek istemiyorum, bu yuzden kitabin iceriginden ziyade yazara ovgu gibi oldu farkindayim ama Orwell benim icin bir baska. Okuyunuz, okutturunuz.
Pakistan, Afganistan, kizgin gunes, çöl topraklari, iki toprak arasindaki göçebeler. Okurken “Cografya kaderdir” sözünü sonuna kadar hatirlayacaginiz, icerdigi tum duygularla sizi etkisi altina alacagina eminim. Yer yer hayretler icinde kalirken yer yer de derin bir sakinlikle okudum. Yazarin hayati Hindistan, Pakistan ve Afganistan arasinda gecmis.Yasantisinin izlerini kitapta gormekteyiz. Karantina gunlerinde kitapligimin gizli koselerinde kalmis kitaplardan biriydi, bu arada evde kaliyoruz degil mi?
Normalde bu tarz kitaplarin para tuzagi oldugunu dusunuyordum, Beyhan Budak ismiyle tanisana dek. Youtube videolarindaki huzurlu sesi ile bir yil once tanistim, bu karantina gunlerinde de kitabini okuyabildim. Spoiler vermek istemiyorum ama kendini arayan insanlarin yolunda bir fener daha yakabilecek gucte bir kitap oldugunu dusunuyorum bu eserin. Eger burayi okuyorsaniz Beyhan bey, size cok tesekkur ederim.