Birleşmiş Milletler’ce, Batı dünyasınca, insan sayılan ve hakkı savunulanlarda anlaşılan bazı özellikler aranıyor.
Yani Müslüman olmaması, Türk olmaması aranıyor, korunması için.
Ayrıca, kendi menfaatine uygun düşmesi aranıyor.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Bir haksızlık gördüğünüz vakit, elinizle, dilinizle doğrultunuz, ona da muktedir olamazsanız, kalbinizle buğzediniz, kalben buğzetmek imanın en zayıf şeklidir.” buyruğunu düşünelim de kendimize yer biçelim.
Şu nokta da kesinlikle bilinmelidir ki İslâm ülkelerinden birinin ayağa kalkması, bütün İslâm ülkelerinin ayağa kalkması yolunda bir örnek hareket olacaktır. Birbirine baka baka, güvene güvene ayağa hep birden kalkacaklardır o zaman.İlk kalkanın bizim olmamızı istiyor tarih bizden.
Bu şartı, bu borcu anlıyor muyuz?
Bundan çok evvel, evvellerin en başından bu yana söylenegelen hikayelerin en meşhurunu yazar kendince anlatıyor bize.
Yepyeni bir hikaye yaratmak mı daha zordur ,yoksa bilinen bir hikayeyi yoğurup okuyucuya sunmak mı?
Okuyucu bir sonraki sayfada olabilecekleri bilirken onu şaşırtabilmek, bıktırmamak , son sayfaya kadar okutabilmek o kitabı.
Yazar bunu başarıyor.
Aynı şeyi aynı şekilde defalarca okuyup dinleyemeyiz belki, ama bir sanatçının kalemine değerse o hikaye, ilk kez duyuyormuş gibi hissederiz, o lezzeti alırız.
Bir şarkıyı başka bir sanatçıdan dinlediğimizde aldığımız haz gibi.
Ben bu hissi bir de Necip Fazıl'ın Çöle İnen Nur adlı kitabında almıştım.
Necip Fazıl eseri için bu bir sanat eseridir diyor ve bilgi verme kaygısının ötesinde bir aşkla eserini ortaya koyduğunu belirtiyordu.
Nazan Bekiroğlu'nun kitabında da daha çok sanat ön plana çıkıyor ve okuyucuyu etkisi altına alıyor.