Fiziksel afyon ve tütün tüplerinden, bugün akıllı telefon ekranlarındaki kaydırma hareketlerine (infinite scroll) uzanan bu köprü, kapitalizmin ve sömürgeciliğin en rafine evrimini gösteriyor. Karşımızda duran şey bir benzerlikten çok daha fazlası; mekanizmanın mantığı, sömürgeci şablonu (blueprint) aynı kalmış, sadece hammadde ve işletim sistemi değişmiştir. "Gözetim Kapitalizmi" olarak adlandırılan bu yeni düzende, geçmişin narko-merkantilist stratejileriyle bugünün dijital hegemonları arasındaki yapısal ve iktisadi sürekliliği anlamak gerekir. Geçmişte Batı sermayesi, insan bedenindeki nikotin veya opioid reseptörlerini hedef alarak "esneklikten yoksun talep" yaratıyordu. Bugünün Silikon Vadisi algoritmaları ise insan beyninin ödül mekanizmasını, yani dopamin döngüsünü hedef alıyor. Çinli bir liman işçisi afyon içtiğinde beyni yapay bir haz yaşar ve madde eksildiğinde kriz başlardı. İşçi, elindeki tüm parayı (gümüşü) İngiliz tüccara teslim etmek zorunda kalırdı. Bir kullanıcı bir sosyal medya platformunda ekranı aşağı her çektiğinde (değişken ödüllendirme algoritması), beyin tıpkı bir kumar makinesinin kolunu çeker gibi dopamin salgılar. Platformda kalma süresi uzadıkça, kullanıcının "dikkat ve zamanı" (attention economy) yabancı bir teknoloji şirketinin tekeline geçer. Talep yine esneklikten yoksundur; kullanıcı bağımlı olduğunu bildiği halde ekranı kapatamaz. Geleneksel sömürgecilik toprak, gümüş, altın ve kömür gibi fiziksel kaynakları gasp ediyordu. Veri sömürgeciliği ise insan hayatının her anını, davranışsal veriyi birer doğal kaynak gibi ücretsiz olarak kamulaştırıyor. Geçmişte çevre ülkelerin (Osmanlı veya Çin) yerli gümüşü, yabancı emtiayı satın almak için merkeze (Londra'ya) akıyordu. Bugün ise çevre ülkelerin insanlarının ürettiği tüm ham veriler