Kitap anneme, yaklaşık benim yaşlarımda kendi değişimleriyle mücadele ettiği bir dönemde bir arkadaşı tarafından verilmişti. İç kapağa Rilke'nin en ünlü pasajlarından birini yazmıştı: "Belki yaşamımızdaki tūm ejderhalar, bizi bir kez olsun güzel ve cesur görmek için bekleyen prenseslerdir. İşin aslı araştırıldı mı, belki yaşamdaki tüm korkunç nesnelerin bizden yardım bekleyen kolu kanadı kırık yaratıklar olduğu anlaşılacaktır." Sanki git, diyordu. Bilinmezin kollarına at kendini. Davet edilmediğin yerlere git ve yolunda yürümeye devam et.
Hayatını Değiştirmelisin sadece Rilke'ye yöneltilmiş bir öğüt değildi; aynı zamanda onun, bir gün ürkek yumruğunu havaya kaldırmayı, bir araç edinerek harekete geçmeyi umut eden, hapsolmuş, kırılgan ve açgözlü gençliğe verdiği bir öğüttü.
"Zihnimdeki her olumsuzluğun nasıl da tersine çevrilebileceğini; amaçsızlığın aynı zamanda beklentisizlik anlamına, parasızlığın da hiçbir sorumluluk üstlenmemek anlamına geldiğini gördüm."
"Yalnızlık, sadece etrafınızda genişleyen bir boşluktur. Belirsizliğe güvenin. Üzüntü, yaşamın sizi elleri arasına alması ve değiştirmesidir. Yalnızlığı yuvanız haline getirin."