Sağlık, işbilirlik ve nadan bir iyimserlik, tüm derin sorunların gülerek geçiştirilmesi, ısrarlı sorgulamalardan pişkince ve korkakça kaçınılması, anlık hazların yaşam tarzı haline getirilmesi; zamanımızın şiarı bunlar şimdi. Dünya Savaşının boğucu anısı bu şekilde atlatılıyor herhalde. Aşırı sorunsuz, Amerikan
özentisi, gürbüz bebek kılığına girmiş bir oyuncudur iyimserlik modası; aşırı aptal, inanılmaz mutlu ve mütebessimdir, her gün
yeni çiçeklerle süslenir, yeni film yıldızlarının resimleriyle, yeni rekorların rakamlarıyla. Tüm bu büyüklenmelerin anlık olması, tüm bu resimler ve rekorların sadece bir gün sürmesi kimsenin
umurunda değil, ne de olsa bunlara hep yenileri ekleniyor. Biraz fazla pohpohlanan bu aptalca iyimserlik yüzünden savaş ve ıstırap, ölüm ve acı sadece kuruntudan ibaret zırvalıklar olarak
görülüyor ve herhangi bir dert ya da sorunun lafı bile edilmiyor.
(…)Sadece ben bilmiyorum ne yapmam gerektiğini. Tek bildiğim şu: Ne oyun oynayan çocukların hesapsız mutluluğu,
ne geçip giden gezginlerin aldırışsızlığı,ne sevgililerin vurdumduymaz esrikliği, ne de çiçek devşiren kadınların toplama hevesi
bahşedilmiş bana. Bana bahşedilen, hayatın içimde duyduğum sesini takip etmek; anlamını ve amacını tam bilemesem de, beni neşeli yollardan alıp giderek daha karanlık, daha belirsiz yollara götürse de, bu sesi takip etmek.