Sıla hasretiyle sınanan, kiyan kokusuyla sermest olan, Kaptan-ı Deryasına meftun bir şiirzede ve şimdi bir de "denizin adına, suyun tadına ulaştıran" Ronya'sına anne.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Pek çoğumuz farkında olmadan annemizin yerine getiremediği ihtiyaçlarımızın partnerimiz tarafından karşılanmasını bekleriz. Bu yanlış yönlendirilmiş beklenti, başarısızlığın ve hayal kırıklığının yolunu açar. Partnerimiz, ebeveyn gibi davranmaya başlar ve karşılanmamış ihtiyaçlarımızı tatmin etmeyi denerse romantik ilişki uçup gidebilir. Partnerimiz ihtiyaçlarımızı karşılamazsa bu durumda kendimizi ihanete uğramış veya ihmal edilmiş hissedebiliriz.
Annemizden bebekken ayrılmak, romantik ilişkilerdeki istikrarımızı bozabilir. Bilinçdışı bir şekilde yakınlığın yok olacağından veya elimizden alınacağından korkabiliriz. Bunun karşılığında tıpkı annemize tutunacağımız gibi partnerimize tutunuruz ya da bu yakınlığın kaybolacağı öngörüsüyle partnerimizden uzaklaşırız.
Genellikle iki davranışı da aynı ilişki içerisinde sergileriz ve partnerimiz de duygusal olarak iniş çıkışlarla dolu bitmek bilmeyen bir yere sıkıştığını hissedebilir.
Birçok kez, başka birinin trajedisi kendi en kötü korkularınızın yansımasıdır. Çevremizdeki on binlerce üzücü imgenin arasında bize aşina olan his ya da daha doğrusu ailevi his biz de yankı uyandırabilir. Bunu tekrar aile hissine çağırın. İnsanların başına gelen o kadar kötü şeyin arasında, bize en korkunç gelen şeyin ailemizdeki travmatik bir olayla bağlantısı olması muhtemeldir. Bu bize, kişisel olarak yaşanmış bir travmayı da hatırlatıyor olabilir. Başka birinin trajedisi bizde yankı uyandırdığında, genellikle belli bir ölçüde bize ait bir trajediyle ilgisi vardır.
Onlar ailelerimizin iyi veya kötü ebeveynlik yaptıklarına bakmaksızın, önemli olduklarını bilirler. Bunun dışında başka yol yoktur : Ailemizin hikayesi, bizim hikayemizdir. Hoşunuza gitsin ya da gitmesin, bu bizim içimizdedir, bize aittir.
Onlarla ilgili hikayemize bakmaksızın, anne babamız bizden silinemez ve çıkarılamaz. İçimizde olduklarından, onları hiç görmemiş, tanımamış olsak bile bizler onların birer parçasıyızdır. Ailemizi reddetmek sadece bizi kendimizden uzaklaştırır ve daha çok acı verir.