Kimi dışarıdan bakınca mutlu mesut gibi görünse de bence her hikayenin gözünde yaş vardır. Her gülen keyfinden gülmez yani bu dünyada hatta pek çok insan gözyaşını gülüşüyle gizler…
Başlarımızda fikirlerimiz ve gönüllerimizde hislerimiz göklerde toplanıp bozulan bulutlara benzer. Daima muvakkat birtakım ihtişamlar kurar, sonra dağılarlar. İkide bir yapılıp yıkılan bu kâinatımızdansa yabancıların haberi olmaz. Hatta biz bile bazen onların gafili bulunuruz. Biz de nice defalarca, tanımadığımız hatta bir başkasının sandığımız bir zihniyetle harekete geçeriz. Bütün günlerimiz için kendimize bir yol çizer, sonra her gün bunun aksine hareket ederiz. Kendimizi bazan kendimizden bile ne kadar uzak buluruz! Sanki tanımadığımız, yabancı bir kalple hissederiz. Bazan da kendi kendimizle mutabıkken o kadar her şeyden uzak ve yalnız kalırız ki bütün dünyanın kendimize karşı yabancılğını, yeryüzünün gurbeti içinde bir bıkes hayatı yaşadığımızı duyarız. Ancak bütün bunlar o kadar iç içe geçen ve değişen duygulardır ki biz kendimiz de bilemeyiz, herkesle karâbetimiz ve dünya ile dostluğumuz nerde biter, dünyadaki yalnızlığımız ve herkese yabancılığımız nerde başlar?