İntermezzo, kitabın adı alışılmadık bir isim. Beni kitaba ilk çeken bu alışılmadık isim oldu. Kitap; Ivan ve Peter'ın, babalarının beş yıllık kanser mücadelesini kaybetmesiyle yaşanan bir cenaze töreniyle başlıyor. Yani onların hayatlarındaki ara bölümle, intermezzolarıyla. Bu iki kardeşin ağzından geçirdikleri yas süreçlerini okuyoruz.
Peter'ın bölümleri diyalogların, iç monologların ve bilinç akışlarının çokça kullanıldığı bölümler. Bu teknik, okurken zihni en çok zorlayan unsur haline geliyor. Ivan'ın bölümlerinde de bu var ancak Peter'ın bölümleri kadar yorucu değil.
Kitapta herhangi bir heyecan verici olay örgüsü yok. Zaten isminin de bu sebeple "İntermezzo" seçildiğini düşünüyorum. Sadece bu iki kardeşin kendilerine göre tuttukları yasları, karmaşıklaşan aşk ve aile ilişkileri anlatılıyor. Yazarın kullandığı dil oldukça sade. Ancak bu bir eksiklik olarak yansımıyor. Tam tersine; klasik, kült diye kabul ettiğimiz kitaplardaki bolca betimlenerek anlatılan derin dünya; burada sade kelimeler ve cümleler üzerinden, çağımıza daha uygun şekilde dile getiriliyor.
İntermezzo; hayatın akışındaki beklenmedik kırılmayı ve o arada kalan sancılı ama dönüştürücü zaman dilimini; çağdaş dünyadaki insanın arada kalmışlığıyla, ilişkilerin karmaşıklığıyla ve büyümenin getirdiği sancıyla bize aktarıyor.
Kitapla kalın, iyi okumalar.