"Yine de, her seferinde hayal kırıklığı yaşamasına karşın, bu edebiyat çaylarını nasıl da dört gözle beklerdi! Yalnızlığında bir avuntu oluyordu en azından. Yoksulluğun kötü yanı buydu işte – o hiç bitmeyen şey – yalnızlık. Günler geçer, aklı başında biriyle konuşamazsın; geceler geçer, o tanrısız evine dönersin, hep yalnız, hep yalnız. Belki de zenginsen ve seni umursayan biri varsa, yalnızlık hoş olur diye düşünülebilir; ama bunu gereklilik olarak yaşadığında durum öyle farklı ki!"