"Ve sahiden, siz ünlü bilgeler, halkın hizmetkârları! Siz de büyüdünüz halkın tini ve erdemiyle birlikte – halk da büyüdü sizin sayenizde. Sizin onurunuza söylüyorum bunu!
Ama erdemlerinizle de hâlâ halktansınız: bön bakışlı halktan – tinin ne olduğunu bilmeyen halktan!"
"Sadece tinin kıvılcımlarını biliyorsunuz: ama görmüyorsunuz onun örs de olduğunu ve görmüyorsunuz çekicinin zalimliğini!
Sahiden, bilmiyorsunuz tinin gururunu! Oysa bir kez olsun konuşmaya gönül indirecek olsaydı, katlanamazdınız tinin alçakgönüllülüğüne!
Ve hiçbir zaman tininizi atamadınız bir kar çukuruna: Yeterince sıcak değilsiniz bunu yapmak için! Bu yüzden bilmiyorsunuz tinin soğukluğunun cazibesini de."
"Denizin üstündeki yelken gibi, tinin şiddetinden titreyerek gider benim bilgeliğim – yabanıl bilgeliğim!
Oysa siz, halkın hizmetkârları, siz ünlü bilgeler – nasıl ayak uydurabilirdiniz ki bana!–"