Dünya giderek küçülüyor. Kütlesinde bir değişim olmuyor belki. Fakat iletişim/ulaşım imkânlarının gelişmesiyle uzaklıklar yakınlaşıyor. Gitmeler-gelmeler, söylemeler-duymalar, etkilemeler-etkilenmeler artıyor. [...] Âhirzamanla ilgili hadîsleri tefsir edenler "deccalin kırk günde dünyayı dolaşması" veya "öldüğünde bir şeytanın bunu dünyaya işittirmesi" gibi rivâyetleri de bu eşikten analiz ederler.Yâni, Efendimiz aleyhissalâtuvesselâm, gayb-âşinâ gözüyle bize âhirzamanda ulaşılacak iletişim/ulaşım imkânlarını sezdirmiştir. Elbette edeb-i peygamberîye yakışır bir tesettürle. Dikkatli nazarların aşabileceği bir billûrlukla. Bunlar da mûcizesidir. Yâni, haberi hakikat-i nübüvvetinin bir delili, örtmesi sırr-ı imtihanın bir gereğidir.Tabiî, ıskalamayalım, böylesi imkânların bedelleri de oluyor. Nasıl bedeller? Bu konuda fehmimize yardımcı olacak bir hadis-i şerif var. Aleyhissalatuvesselam bir mecliste ashabına buyuruyor:"Sizler karış karış, arşın arşın öncekilerin yolunu izleyeceksiniz. (Onların yaşayışlarını ölçü edineceksiniz.) Hatta küçük bir kertenkele deliğine girecek olsalar siz de onları takib edeceksiniz. Sorduk: Yâ Rasulallah! (İzlerini takib edeceğimiz bu topluluklar) Yahudiler ve hristiyanlar mı olacak? Buyurdu: Ya başka kimler olacaktı?"
(Buhari, Enbiya 50; Müslim, İlm 6)
Her imkanın bir imtihanı var. Ahirzamanda gelişen iletişim/ulaşım imkânlarının da bedeli toplumlar arasındaki etkileşimi arttırması. Evvelemirde bunun sadece hasenâtı gözümüze görünüyor. Fakat, kaçırmayalım, seyyiâtı da var. Çünkü hâkim/baskın kültür dediğimiz şey sonuçta imkanları da yönetiyor.
**Hani şöyle bir söz vardır: "Medyanın gücü yoktur. Gücün medyası vardır!" denir. Bunun hakikatini yaşadıklarımız üzerinden de okuyabiliriz. Öyle ya. Bugün küresel medyayı kim
Henüz vakit varken, elimizdekilerin kıymetini bilelim ki yarın özlemini değil, şükrünü yaşayalım…🤲
Abdulbasitt Abdussamedd
@Ayni_Rahh2655
·
•┈┈••༺🥀༻••┈┈•
Yıllar geçiyor, bulunmak yerine biraz daha kayboluyoruz sanki.
Belki de bulduklarımızın kıymetini bilmeyi beceremediğimiz için, sahip olduklarımızı birer birer kaybediyoruz.
İnsan bir ömrü arayarak geçiriyor, oysa aradığı şey çoğu zaman avuçlarının arasından sessizce kayıp gidiyor.
Varlığına alıştığımız her şeyin yokluğuyla imtihan edilmeden değerini anlayamıyoruz.
Sonra dönüp geriye baktığımızda, kaybettiklerimizin değil,
kıymetini bilemediklerimizin hüznü çöküyor içimize.
Bulduklarımızın kıymetini bilmek ikram olsun ömrümüze.
🥀
....🌙
_________________
Matt Haig, farklı ihtimallerin peşinden giderken asıl yolculuğun insanın kendini anlaması olduğunu anlatmış. Okurken insan, değiştirmek istediği anlardan çok fark etmeden değerini bilmediği anları düşünüyor. Bence kitabın en güzel tarafı mükemmel bir hayatın değil, sahip olduğumuz hayatın anlamlı olduğunu hissettirmesiydi.Her anın kıymetini bilelim.
Çoğu insan geçen zamanının kıymetinin bilinmesi gerektiğini, şuanki durumunun diğer durumlardan daha iyi olduğunu söylüyor. Mesela sağlık sorunu yaşamıyor olmak, maddi-manevi sıkıntı içinde olmamak, özgür olmak gibi şeylerle kıyaslayarak mutlu olmamız ve zamanın kıymetini bilmemiz gerektiğinden bahsediyorlar. Tamam, bilelim kıymetini bu kesinlikle doğru. Ama buradan çıkarmamız gereken ders sadece bu değil, bu kaçındığımız durumları yaşayan insanlara empati yapmamız da gerekiyor. Özellikle sosyal medya demek isterdim ama bu durum sosyal medya dışında da böyle, insanlar annesini kaybeden birinin yanında rahatça annesinden yakınıyor, çocuğunu kaybeden ya da çocuğu olmayan birinin yanında normal bir şekilde çocuğunun güzel anılarından bahsedebiliyor ya da acı çekmiş birinin yanında ya seninkide dert mi diyebiliyor. Demem o ki, mesele sadece zamanının kıymetini bilmek değil. Empati yapın çünkü bugün umursamadığınız hayatlar, yarın sizin gerçeğiniz olabilir.