Puan vermedi·136 syf.·
2026 19. kitabı
İnsan hayatı, bir merdiveni tırmanmak gibidir. Asansörle geçip gitmek, modern zamanların adeti. Bir anda ilerleyip durmak yada bir anda inip durmak fıtratın hiçte hoş karşılamadığı şeyler olarak önümüze çıkıyor. Yazarımız bu kitabında da hayat asansöründe ilerlemek isterken fıtrata çarpıp sarsılıyor, iyi ki de sarsılıyor bu sayede bir merdivene ihtiyaç duyuyor. Bizde bu merdivenin adımlarını, düsturunu ve nasıl çıkılırsa verim alınacağını görüyoruz; bizzat yaşanmışlıklar üzerinden ve daha da yaşanılacaklar üzerinden. Kitabımız dertleşerek kişisel geliştiren kitaplar kategorisine eklenebilir. Zira somut nasihatların sağlam bir piarla bestselleri doldurduğu çağımızda soğuk ve empatiden uzaklığı görmüyoruz bu kitapta; bizzat yaşanmışlık, acı çekmişlik ve test edilmişlik var. Yazarda bu yolculuğunu kalıcılaştırma ve kimilerine de merhem olma adına bizimle paylaşıyor hayatını, planlarını ve uygulamalarını. Aşama aşama ilerleyen kitap, gayet akıcı bir dile sahip bir oturuşta okunacak türden. Sohbet havasında ve devamının geleceğini hissettiren türden. Ben bazı notlarla yazarın uyguladığı metodları uygulamayı hedefliyorum. Özellikle keskin bir dönüşten öte hayatını adım adım yola sokmaya çalışanlar bu metodları görmek için bile okunur. Ara ara göze takılan motivasyoneller sözlerle süslendirilen kitabımızı; bu alanda sepeti kolunda işi yolunda kişiler tarafından da şevk kaynağı olarak okunacağını düşünüyorum. Kaldı ki herkesin her şeyden bir hissesi vardır yeter ki görmesini bilelim. Ayrıca bundan sonraki çalışmalar için yazarın hayatındaki dönüşün benim görebildiğim ana kaynağı olan evebeyinlik rolüne dair öğretmenliğinden vermiş olduğu deneyimle birleştirilmiş bir çok evebeyne reçete olacak kitaplar gelebilir. Bu alan ne kadar dolu gözükse de uygulamalı sonuç alan
Hayata Dair
Kendini Arıyordun Buldun mu?Ayşegül Ünal · Aile Yayınları · 20262 okunma
9/10
·464 syf.··
2026 3. kitabı
🅼🅴🆁🅷🅻🆁🆁 Cemal Süreya'nın: Nasıl bir his biliyor musun? oda geniş ama sığamıyorsun, bak kapı orada ama çıkamıyorsun, pencere açık ama nefes alamıyorsun, birşeyler düğüm düğüm dizilmiş boğazına, ama ne yutabiliyorsun ne atabiliyorsun Sorarsan eğer ‘hayat nasıl’ diye, ‘tatsız tuzsuz ekmek gibi’ dersem, anlar mısın?” dediği yerdeyim yerdeyiz. Unutması mümkün olmayan acılar yaşadık son 1 aydan fazladır.Rabbim bir daha yaşatmasın.Milletimizin başı sağolsun,geride kalanlara sabırlar şifalar versin... Bugün size Alfa Kitap ‘tan çıkan @akyuz_sinan ‘nın yürek yakan kaleminden #elvedaaşk kitabının yorumu ile geldim... #kitapözeti Yıl 1914-1915... İstanbul Sultanisinde okuyan Yusuf, Süreyya, Feyzi ve Hüsrev Çanakkale Savaşı'nın zorlukları içinde karar verip vatanları için ailelerinden,sevdalarından ve hayallerinden vazgeçip düşman toprağını çiğnemesin diye izcilik yeminlerine bağlı kalıp askere giden daha 15-17’lerinde arkadaşlardı.Bu gençlerden Feyzi ve Süreyya' nın sevdiği Refika ve Güzide hem vatanları için hemde onlara daha yakın olmak için gönüllü hemşire olup onların ardından cepheye giderler.Fakat Yusuf’un Mehpare’si için aynı durum geçerli değildir. Çünkü sevmek her insanın harcı olmayan bir duygudur. Yusuf, Süreyya, Feyzi ve Hüsrev bu cephede neler yaşadılar? Refika ve Güzide sevdiklerini bulup kavuşabildi mi? #kitaphakkındadüşüncelerim Dönem kitapları sever misiniz? Ben pek sevmezdim ama Sevgili @akyuz_sinan sayesinde ön yargılarımı yendim. Çünkü elveda aşk sadece dönemi değil; dostluğu ,sevgiyi, ve en önemlisi insanın her karış toprak için neleri göze alabileceğini anlatıyor. İşte bu yüzden okuyun efendim hemde okutun okutun ki, damarlarımızdan akan kanı, bastığımız toprakları,
Elveda AşkSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 20211,685 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·72 syf.··
2026 154. kitabı
Hakikat dediğimiz katı duvarlara çarptığımızda, kurgunun şefkatli kollarına sığınmaktan başka ne gelir elimizden? Eric-Emmanuel Schmitt’in ( @ericemmanuelschmitt_officiel ) Bayan Ming’in Hiç Olmayan On Çocuğu adlı zarif anlatısını okurken, zihnimde hep bu soru yankılandı. Edebiyatın varoluşsal bir direniş alanı(ki bana göre öyle) olduğunu bizlere bir kez daha, üstelik felsefi bir hafiflikle fısıldıyor Schmitt. Çin’in meşhur tek çocuk politikasının gölgesinde, lüks bir otelin yer altındaki tuvalet bekçisidir Bayan Ming. Devletin soğuk bürokrasisine inat, tam on çocuğu olduğunu, üstelik hepsinin ayrı birer hikâyesi, karakteri ve Konfüçyüs’ten damıtılmış bilgelikleri bulunduğunu iddia eder. Yazar, bu noktada okuru bir hafiyeliğe soyundurmak yerine, Doğu’nun tevekkülü ile Batı’nın akılcı şüpheciliğini karşı karşıya getiriyor. Romandaki Batılı iş insanının ispat arayan gözleri, aslında bizim modern dünyadaki “gerçeklik” takıntımızın bir yansıması. Oysa Bayan Ming, kurguladığı her bir çocukla, yasaklarla daraltılmış bir coğrafyada kendine uçsuz bucaksız bir hürriyet alanı açıyor. Kitabın edebi değeri de tam bu ince çizgide belirginleşiyor. Schmitt, bağıra çağıra bir rejim eleştirisi yapmak yerine, ironiyi ve sessiz hüznü seçmiş. İnsanın anlama ve inanma ihtiyacının, katı gerçeklerden çok daha elzem olduğunu sezdiren bir deneme tadı var metnin. Yalanın, eğer ruhu yaşatıyorsa, gerçeğin boğucu yükünden evla olup olmadığını sorgulatıyor okura. Eserin son sayfasına geldiğinizde, edebi bir hazzın yanında derin bir sükûnet kaplıyor içinizi. Çünkü anlıyorsunuz ki, asıl zenginlik dış dünyada neye sahip olduğumuzla değil de, iç dünyamızda kaç evren, kaç hayat kurabildiğimizle ölçülüyor. Hayal gücü, en aşılmaz sınırların bile içinden süzülen bir görünmez nehirdir; yeter ki ona
Edebiyat
Bayan Ming'in Hiç Olmayan On ÇocuğuEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20257,5bin okunma
Puan vermedi·48 syf.··
2026 37. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 07:28
Boş Pet şişe, tek kullanımlık malzemeler ve kırık leğen… Görevlerini tamamlamış bu eşyalar ne işe yarar? Mina ve arkadaşları her şeyin bir amacının olduğunu biliyordu, bu eşyaları da değerlendirmek üzere beklettiler. Sonunda kar yağmıştı. Üç arkadaş karın tadını çıkarmak için dışarı çıktılar. Kırık leğen‘den kızak yapıp kaydılar, Pet şişelere doldurdukları renklerle renkli bir kardan adam yaptılar, tek kullanımlık malzemeleri kullanarak kardan kule yaptılar… Onlar kullanılmaz denilen şeyleri çöpe atmak yerine dönüştürdüler. Yalnızca eğlenmediler; aynı zamanda “işe yaramaz” denilen şeylere farklı bir gözle bakmayı da öğrendiler. Bu sıcacık hikâye, çocuklara geri dönüşüm bilincini eğlenceli bir macera eşliğinde anlatırken hayal gücünün sınırlarının olmadığını da gösteriyor. Bazen bir kırık leğen kızak, boş bir pet şişe boya kabı, tek kullanımlık malzemeler ise bir kalenin yapı taşı olabilir. Yeter ki bakmayı ve dönüştürmeyi bilelim. Doğaya saygıyı, üretken olmayı ve sahip olduklarımızın değerini hatırlatan keyifli bir okuma oldu.
Çocuk Kitapları
Yeşil Kalkan: Dönüşüm OperasyonuTuğba Soydan · Çınaraltı Yayıncılık · 20269 okunma
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 00:00
(Kitapa dair duygu ve düşüncelerim) Bu senenin benim için en iyi kitabıydı. O kadar akıcıydı ki bir güne sığdı. Her yaştan herkese tavsiye etmelik çok kıymetli bir kitap. Duygu geçişleri çok çok iyi, mutluluğu, şaşkınlığı, hüznü, üzüntüyü iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Ders çıkarılacak bir hayatı (gerçek )kaleme almışlar. İnsanın hayata olan bakış açısını değiştiriyor. Kirli camların silinmesi lazım aslında. karamsarlığa gerek yok, görmesini bilene dışarıda çok huzurlu, mutluluk verici bir hayat var.Umut var. Kıymetini bilelim, Şu anki ve gelecek olan zamanın,sevdiklerinizin.... Petey Ben Mikaelsen
Duygu ve Düşünce
PeteyBen Mikaelsen · Beyaz Balina Yayınları · 20146,5bin okunma
7/10
·344 syf.·
2026 7. kitabı
Aşkın sadece bir duygu değil, bir görme biçimi olduğunu hatırlatan sıcacık bir hikaye... Jane’in başkalarının kalbini okurken kendi kalbine yaptığı o yolculuk. . . Bazı hikayeler insana aşkın her yerde olabileceğini hatırlatıyor, yeter ki bakmayı bilelim. Hafif, samimi ruhu dinlendiren, masalsı bir mola vermek isteyenlere kesinlikle önerimdir. .. Belki de aşk, birinin dünyayı görme biçimine aşık olmaktır.
AgapiSarah Jio · Pena Yayınları · 20199,6bin okunma