Kumru ve Ben

Kumru ve Ben
@bilememki
Doğdum, yaşarken büyük sevdim, severken büyük kaybettim, kaybederken ölüme baktım.
SENİ DÜŞÜNMEK
Gözlerinin değdiği denizde, nefesinin gölgelendiği bir yerde seni aradım bugün. Seni tanımadan önce yaşadığın iyot kokulu, nemli bir şehir... Her gezdiğim yerde seni düşündüm. Denize ayak bastığını düşündüm, teknede gezinti yaptığını. Sahilde taş atışını düşündüm, maviliklere dalıp bakışını. Hüzünlü bakışını düşündüm sonra, yüzündeki tebessüm ile küçülen gözlerini. Yükseklerden seyredişini düşündüm yer ile gök arasındaki mavide buluşan puslu ufukları. Sonra o şehirden ayrılıp gönlüme düştüğün şehre gelişini düşündüm. Sonrası malum, gönlümden gönlüne düşen bir sevda ve akabinde yıllanmış, her geçen gün daha da kararlı hale bürünen yokluğun. Ah, seni düşünmek... Nereye gidersem gideyim gönlümün tükenmeyen borcu.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Deprem gibi titrer yüreğimde yokluğun Ne neşesi var sensiz zamanın ne bir hevesi Mevsimler kırılmış yanlarında eser ömrümün Sevdan ilk günkü gibi, eksilmeden yaşarken Eskimeyen bir hicranın avuçlarına devrilirim her gece Her gece aynı sessiz sancının yanıbaşında Yazılmış ama okunmamış bir mektubun Duygulara emanet edilmiş pulsuzluğunda Seni anarım usulca, seni ararım, seni...
Şiir
Hüzünlü bir gölgeyim ben Var ile yok arası bir yerde; Yüreğinde...
Şiir
Yine bir veda. Yine aklımda sen. Her vedada aklım seni son kez gördüğüm o güne gidiyor. Son kez olduğunu ummadan ve bilmeden. Her yanımda yıllanmış bir veda. Sensizliğe rağmen sevdana gösterdiğim kadim bir vefa. Özlemenin suskunluğumu arttırdığı bir ceza. Bir bilsen tükenişimi, bir anlasan, bir görsen. Arardın, sorardın beni, bir kelime dahi olsa yazardın. Gittim, sen sadece gittiğimi bildin. Sende kaldığımı bilmedin.
Ben ve Duygularım
Yıllar evveldi. Farkındalıksız bir minval üzerine uzanmıştı yüreğimin avuçları bakışlarındaki sevgi yüklü sığınağa. Bakışların... Aradan geçen yıllar en çok bakışlarını unutturamadı. Avuçlarımda hüzünle sıkılıp fırlatılmış bir kağıdın ardından sesin düşmüştü kulaklarıma ardımdan. Uzun uzun yürümüştük o gün, vasıtasız, aracısız. Korkmuştuk belki de mesafelerin kısa sürede bitmesinden. Sonra bir tepenin yanı başında sımsıcak bakışlarımızı, sıkılgan cümlelerimizi sunmuştuk. Benim heybemde sana söylenmiş çaresiz bir yalan vardı, senin heybende söylenmeyi bekleyen bir hakikat. İkimiz de biliyorduk aslında yalan ve hakikati, hissediyorduk. Sonra gitgeller, yollar, yolculuklar, eriyip tükenen zamanlar. Adının kazındığı bir hatıra ile çıkmıştım karşına. Kim bilir ayrılığın yazgıya bürünmüşlüğü doğmuştu yüreğime. Aradan geçen bunca yılda hâlâ duruyor mu o hayaller biriktirdiğin hatıram yoksa gelmeyişinle solmaya duran bir hüzünlü çiçek gibi terkedildi mi ıssızlığa, bilmiyorum. Yüreğindeki suskun sözcükleri duyamamak kadar acı veriyor bu belirsizlik bana. Elinden tutmadım bir kez dahi, gözlerine bakamadım uzun uzadıya. Ben giderken bile sendeydim, hep sende kaldım. Umutlarımla, hüzünlerimle, anılarımla, acılarımla, geçmişimle, geleceğimle, yüreğimle, zihnimle, cümlelerimle, şiirlerimle, mektuplarımla, sesimle, sessizliğimle, sensizliğimle, ömrümle... Sende kaldım, döndüğümde seni bulamayacağımı bile bile.
Ben ve Duygularım