Sana en yorgun hislerimle yazıyorum bugün. Çaresizliğimi ifade etmekte çok zorlanıyorum. Aynaya baktım bugün, uzun süre sonra dikkatlice. Uzunca bakmamıştım suretime çoktandır. Senin var olduğun zamanlarda saçı, sakalı aklara yabancı biriydim. Aradan geçen yıllar yeni bir haneye ulaştı. Ben de saçı, sakalı iyiden iyiye aklarla dost olmaya başlayan geçmişin yorgunu olmaya ulaştım her geçen yeni gecede. Önceleri sayabiliyordum akları, şimdi ne mümkün. Sahi ak dedik de aklıma düştü yine. Esasen bedenlerimizin sıcaklığını koruduğu yerlerin sıfatında da ak var. Her neyse saçmalamamam lazım. Ne kadar yorgun hislere esir olsam da ne kadar saçmalasam da en ufak bir eksiklik olmadan hâlâ seni sevdiğimi bilmeni isterim. Hiçbir şeyi değiştirmese bile bil istedim. Senden ayrı geçen bir ömrü de değiştirmiyor bu gerçek, senin kendini gizlemekle mahir suskun dilini de. Olsun ben biliyorum senin gizli, kılıflı, kırgın bakışlarını. Biliyor musun, ben senden gitmiş olsam da sen başka bir yuvaya konana dek hep sende kaldım. Sonra sen gittin bir Ağustos sıcağında ve ben de gittim gerçek anlamda gittiğim yere. Sen gidene kadar ben başka bir yere gitmedim yani, sen gittiğimi zannetsen de yalnız uyuyan biri olarak kaldım hep. Her neyse yine saçmalıyorum. Sanırım günlerdir aynı şeyleri düşünmekten zihnim dağınık. Aynaya uzunca baktığım halim kadar karmaşık düşüncelerim. Seni çok özledim.