Biliyor musunuz, artık ben, belki de, yaşamımda günah ve suç işledim diye sıkılmayacağım, çünkü böyle yaşamanın kendisi suç ve günahtı
Bir hayalperestin kendi hayal dünyasında ki yaşamından onu aşkla çekip çıkaran ve yeni hayaller kurmasına neden olan ve yine aynı şekilde yeni hayallerini ışık hızıyla yıkan bir kadın (Nastenka)
Kahramanımız 8 yıldır yaşadığı Petersburgta hiç arkadaş edinmemiş ve yanlızliğinin boşluğununu hayalperestligi ile dolduran yaşadığı yerde ki evler ağaçlar sokaklarla konuşan biri.
Yine gece yürüyüşlerinde yalnız başına yitirdiği aşkı için ağlayan bir kadınla karşılar. Hikaye bundan sonra başlar. 4. Gecenin sonunda birbirlerine açılırlar ve birbirlerini aşkla sevdiklerini söylerler.
Ve ne hikmetse bir yıldır ortadan kaybolmuş Nastenka nin eski sevdiği o gece ortaya çıkar ve Nastenka eski sevgilinse dönüp kahramanımızı yine eski hayal dünyasına geri gönderir.
Son olarak eski sevdiği ile düğününe bir mektupla çağırdığı kahramanımızın kendisini affetmesini ister.
Ben de kitaba küçük bir söz ekleyeyim ve bitireyim
İnsan inansın yapbozudur.
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2019102bin okunma
Kitabı okuyana kadar Güney Kore'de daha önce (1948) jejo ayaklanması ve bunun sonucunda binlerce kişinin katledildiğinden habersizdim sanırım kitabın bana kattığı tek şey bu bilgiye sahip olmamı sağlaması oldu. Çok akıcı olduğunu düşünmüyorum açıkçası. fakat imgelemeleri çok beğendim. bazen okurken kendinizi kitabın içinde hissedebilirsiniz. Feminel bir kitap olduğu tavsiyesi ile başladım okumaya fakat çok feminel bir kitap olduğunu söyleyemem. kitapta yaşanan olayları üç kadın karter tarafından anlatılıyor. Ana karakter, inson ve inson'un annesi. Bu açıdan feminel olduğu düşünülmüşse bilemem.Okumak isteyenlere keyifli okumalar diyelim.
Yazarın ilk hikaye kitabı ve olağanüstü imgelemelerle süslenmiş hemen hemen her okurun kendi hayatından izler bulabileceği ayrı ayrı hikayelerden oluşan güzel bir kitap.
"Biz gücümüzü yalnızlığımıza borçluyuz.”
Yer aldığı dergilerden ve seçkilerden tanıdığımız Meral Çiçeklidal, Küçücük Söylüyorum’da sert gerçekliği ve yumuşak dili dengeleyerek güçlü bir ilk öykü kitabına imza atıyor. Okurlarına gösterdiği çocukluk ve büyüme sancısı, yalnızlık çeşitleri, ölümler ve ayrılıklar, küçücük haykırılan acılar, nesnelerle cisimleşiyor; kimi zaman bisküvili lokum, kimi zaman kıymalı yumurta, kimi zaman hacı dürbünü temsil ediyor umutlu bekleyişleri.
Çocuklukta, ilkgençlikte, gençlikte ve yaşlılığa kadar birçok şeyle yoğrulur insan. Ben zamansız ölülerle yoğruldum. Tepeden tırnağa kimsesiz ölümler yükleniyor omzuma. Ben, işi olmayan, hızını sapıtan, durmadan akan, koşan, yorulan, can çekişen saniye çubuğuyum.
Bazen söyleyecek o kadar çok şey oluyor ki hiç bişey söyleyemez olur ya insan ; bu kitap tam olarak öyle bişey
Sadece şunu söyleyebilirim mutlaka okunması gereken kitaplardan biri.
"insan insan derler idi insan ne imiş şimdi bildim" cümlesine varmak için okunacak en iyi kitapların başında gelir bence.
Kitap ilk önce “Homo sapiens” kavramını bizlerle tanıştırıyor ardından homo sapienslerin binlerce yıllık mücadelelerine, yıkımlarına, devrimlerineden bahsederken dünyayı nasıl etkiledikerinin şahidi olduğunuzu gösteriyor. Sapiens’lerin diğer insan(homo) türlerini nasıl yokettiğini, niye diğer insan türlerine üstün geldiğini ve hayatta kalmayı başarabildiğinin hikayesi hakkında oldukça etkileyici bilgiler sunuyor. Bilişsel devrim, tarım devrimi, bilim devrimi kitapta çok farklı perspektiflerden anlatılıyor. İmparatorluklar, milletler, dinler de kitabın başlıca konularından birkaç tanesi.
Bu kitap okunmalı mı sapiensleri tanımak ve dünden bu güne nasıl evridigimizi anlamak istiyorsak evet mutlaka okunacaklar listesinde olmalı.
Şimdiden keyifli okumalar.