her gün her saat değiştiriyor seni ne var ki kimi şeylerde bu yağma daha kolay ortaya çıkıyor, sendekilerse gizlice olup bitiyor;
açıkça olmuyor çünkü
kimi şeyler sürülüp götürülüyor, bizler de fark edilmeden çalınıyoruz kendimizden
bunlardan hiçbirini düşünmeyeceksin, yaralarına merhem sürmeyeceksin de, kimi şeyleri umut ederek, kimi şeylerden umut keserek kendine
yeni kaygı nedenleri yaratacaksın, öyle mi?
aklın varsa ürettiğin duygularının birini ötekine at
umudun umutsuzlukla, umutsuzluğun umutla birlikte olsun.
sen sadece tehlikelerden değil, kuşkulardan dolayı da tir tir titreyeceksin hayali şeyler zihnini hırpalayacak senin çünkü:
"argos'un onca kentinden sıvışıp
kaçıp gitmek düşmanların içinden!"
neye yarar?
huzurun kendisi yaratacaktır korkuları
ruh bir kez bunaldı mı,
kesin şeylere bile güvenemez olur
ilerisini göremeyen korku alışkanlık haline
geldi mi, kurtuluşu sağlamayı bile beceremezsin
çünkü ruh tehlikeye yaklaşmaz, kaçar
üstelik sırtımızı dönünce daha çok
tehlikeye açık tutarız kendimizi.
yitirilmiş şeylere hayıflanmak ile yitirmek korkusu ne de olsa ayrı şeyler değildir
bu yüzden sana umursamaz davranmanı öğüt vereceğimi sanma sakın! ama korkulması gereken olaylardan da kaçın aklın kavrayabildiği kadar gözden geçir etrafını sana zarar verebilecek bir olayı başına gelmeden önce gözlemle, uzaklaştır kendinden burada da kendine güvenin, her şeye dayanmaya kararlı zihniyetin çok yararlı olacak sana kadere boyun eğebilen insan kaderden kurtulabilir ortalık sakinken gürültü kopmaz kesinlikle yersiz bir korkudan budalaca ne var? felaketine karşı çıkmak gibi çılgınlık var mıdır? sonunda ne düşündüğümü kısaca anlatayım: sözünü ettiğim bu kendilerine işkence edenler, kendilerinden bıkmışlar; bunlar mutsuz olmadan önce mutsuz oldukları gibi, mutsuzken de ölçüyü aşarlar çünkü acıyı önden görmesinde de, acıya değer biçememesinde de aynı güçsüzlük içindedir.