sınıfsal mücadelenin olmadığı bir ütopya:
komünist manifesto
karl marx'ın manifestosu siyaset felsefesinin ve devlet düzenini eleştiren başucu kitaplardan biridir yoğun olarak kapitalizm
birçokların aradığı ve anlamlandıramadığı sevgi kuramına sanatsal bir bakış.
sevgi varoluşsal bir yaşam ihtiyacı mıdır yoksa bir çocukluk dürtüsü müdür? sevgi için neden herkes bu kadar çaba
bedensel bir tabu oluşturarak çocukluktan erginliğe bir bakış: cinsiyet üzerine
psikanalitik bir kurama sahip olan freud, kitapta cinsel dürtü, libido gibi kavramlar ile anlatım oluştuyor bu sayede
yokavar – yaratarak yok olmak – için
yontulmuş bir hayat: azil
hem toplumsal hem içsel bir eleştiri çerçevesinde gelişen kitap gerçekleri yüz önüne seriyor aslında hakan günday'ın kitaplarının yeraltı edebiyatı olarak geçmesi ironik bir yapı doğrusu kendini temiz dünya iyilikleri ile kandıranların gerçeklerden kaçıp sadece gökyüzüne bakmaları gibi yeraltı dünyasına hapsolmuş izlenimi veren azil karakteri aslında yeraltı dünyasında değildi o üzerindeydi azil görüyordu onlar kördü azil'in gözlerinin renk değiştirdiğini görmesi iç seslerinin dışarıya vurumu derin açıdan bakılırsa da
bir farkındalık belirtisi
ve kitapta ilginç bir şekilde azil kötülük belgeseli ile insanlara iyiliklerinin var olmadığını göstermeye çalışıyordu
bir dehalık metaforunda böyle bir şeyi denemiş olması komikti doğrusu insanların kabul etmek istemediğini gerçeklerden biri kötülüktür metinde de belirtildiği gibi bundan kaçınmak iyiliğe yönelmek için tek adımdır azil'in planladığı belgesel de sadece bir fantezi niteliğinde çünkü insanın ve toplumun kötülük kavramını görmeleri ve farkında olmaları bir işe yaramaz...
pembe rüyaların tadını sevenler kırmızının tadından korkarlar.
"herhangi bir kapalı dizgide, düzensizlik daima artar."