Oysa ben Truva Savaşı'nı düşündüğüm zaman, aklıma tahta at ya da kılıçların şakırtısı ya da yelken basmış gelen 1000 Yunan gemisi gelmez. Hayır, ben kanı boşandığında beyaza kesmiş bir kız ile elinde kanlı bıçağı, kızının yanında duran babayı görürüm.
Gözleri yaşlı,soylu Agamemnon'u...
Kendinde her şeyi yapabilecek kuvveti görmek, sonra yapılacak hiçbir şey bulamamak... Tükenmek bilmez bir sabırla bir meçhulü beklemek... Nihayet bütün bunları sisli bir havadaki ağaçlar gibi belli belirsiz, karışık bir şekilde hissetmek...
Bu uzun süre dayanılır seylerden değildi.