Gel. Yeniden iyi biri olmak mümkündür, demişti Rahim Han tam telefonu kapatırken. Öylesine söyleyivermişti; son anda aklına gelmiş gibi.
Uçurtma Avcısı'nı ilk okuyuşum değil bu, yaklaşık 3 sene önce okumuştum ilk kez. O zamanlar pek anlayamamıştım kitabı. Şimdi baktığımda görüyorum ki gözümden kaçırdığım pek çok yeri varmış.
Emir ve Hasan... Beraber büyüyüp hayatları hiç de aynı olmayan iki kişi. Emir zengin bir adamın oğluyken Hasan'ın babası Emirlerin evine bakan bir hizmetkar. Olaylar bu iki kişinin, özellikle de Emir'in çevresinde gelişiyor. Ne yazık ki bu iki yakın dost, Emir'in ihanetiyle ayrılıyorlar. Emir bunu yaparken tabii ki içinde huzursuzluk duyuyor. Hatta yıllar boyunca bunun pişmanlığını çekiyor, geceleri uyuyamıyor. Emir hayatını olabildiğince düzeltirken Hasan eski yaşamından da kötü bir yaşamda tutsak kalıyor. Şehirleri Taliban tarafından yakılıp yıkılıyor; insanların yaşayacak bir evi, yiyecekleri bir parça ekmeği kalmıyor.
Kitap Emir'in ağzından yazılmış. Kitap Emir'in yetişkinlik zamanlarına kadar devam etmesine rağmen sonunda bile Emir hala çocukmuş gibi hissediyorsunuz. Emir'in yüreğinde eksik kalan parçaları ve acıları nasıl anlatılmışsa kendinizi kitaba bir kaptırıyorsunuz, bırakamıyorsunuz. Ayrıca kitapta zengin kültüre sahip bir şehrin mahvoluşunu de okumuş oluyorsunuz. Apaçık ve yalın.
Lafı biraz dolandırdım sanırım, ilk defa kitap incelemesi yazıyorum. Anlattıklarım uçta kalmış olabilir.
Kitapta Rahim Han karakterini sevdim özellikle. Emir'e babası sevgi göstermezken o göstermiş, o ilgilenmişti. Babasının Emir ile ilgilenmemesinin sebebi de onun istediği gibi bir çocuk olamaması. Bu konuda başlarda babasına ısınamamıştım, California'da hastayken ısınır gibi oldum ancak sonda iki çocuğun tüm hayatını değiştirebilecek bir bilgiyi