Platonun en önemli eseri olan Devlette , hayali bir mükemmel toplum betimledi. Filozoflar en tepede olacak, özel eğitim alacaklardı; buna karşılık yönettikleri yurttaşlar uğruna kendi zevklerini bir yana bırakacaklardı. Onların altında, ülkeyi korumak üzere eğitilmiş askerler, onların da altında çalışan kesim olacaktı.....
.... Ne yazık ki onun toplum modeli son derece AB’yi-demokratikti ve insanları yalanların gücü birleşimiyle kontrol altında tutuyordu....
.... Platonun ideal devletinde yaşamın her yönü, yukarıdan sıkı kontrol altında olacaktır. Bütün bizim totaliter devlet olarak adlandıracağımız şeydir bu. Platon insanların oy vermesine izin vermenin, yolcuların geminin dümeninde olmasına izin vermekten farksız olduğunu düşünmüştür- dizginleri, ne yaptıklarını bilen insanlara vermek çok daha iyiydi.
Beşinci yüzyıl Atinası platonun Devlette hayal ettiği toplumdan oldukça farklıydı.
Platon bir mağarayı betimler...
Zincirlerini kiran kişi bir filozof gibidir. Görünüşlerin ötesini görür. Soradan bir insan gerçeklik hakkında az bir fikre sahiptir, çünkü onu derinlemesine düşünmektense, hemen önünde duran şeye bakmaktan hoşnuttur. Ne var ki görünüşler aldatıcıdır. Gördükleri gölgelerdir, gerçeklik değil.
Bu mağara hikayesi, platonun formlar teorisi olarak bilinegelen şeyle bağlantılıdır.
“Filozof” sözcüğü “bilgelik sevgisi” anlamına gelen Yunanca sözcüklerden meydana gelir.
Sokrates için bilgelik , çok şey bilmek ya da bir şeyi nasıl yapacağını bilmek değildi. Bilgelikle neyi bilebileceğimizin sınırlarını da içererek, varoluşumuzun gerçek doğasını anlamayı kastediyordu.