Fahir döndükten sonra da eşin dostun elde tencereler, baş üstünde tepsilerle Mücella'nın evine gelip gitmesinin ardı arkası kesilmedi. Oysa kim vardı bu evde, kim yerdi bunca yemeği? Yine de mahalle gibi sülâlenin kadınları da öyle basit yemeklerle değil marifet isteyen su börekleri, zeytinyağlı yaprak sarmalar, ev açımı baklavalarla gösterdiler hünerlerini. Komşuluk hatırına radyolar açılmadı. Değil sokakta evlerde bile yüksek sesle gülünmedi. Ezkaza bir kahkaha çıksa ağızlardan, suçluluk hissedildi. "Gece yalnız kalmasın" diye, hısım akrabadan genç kızlar Mücella'da yatıya bırakıldı. Ölene de kalana da itibarda kusur edilmedi.
Velî, kendisine «Birazdan gelirim» diye söz verip ayrılan birini, kar ve yağmur altında günlerce bekliyor:
Ona soruyorlar:
- Sen deli misin? Hâlâ gelmeyeceğini anlamıyor musun?.. Ne bekliyorsun kar ve yağmur altında?
Diyor ki, velî:
- Eğer buradan ayrılacak olursam, arkadaşıma yalancılık isnad etmiş olurum. Onun için bekliyorum!