İnsanlığımı Yitirirken Osamu Dazai nin otobiyografik bir romanı. Japon edebiyatında bu türe "Ben Roman" deniliyormuş. Daha önce kitabını okuyup (Günün Ilk Işıkları) hayatını araştırdığım bir yazardı. Varlık içinde yokluk çektiğini biliyordum ve de bağımlılık mücadelesini ama
istismara uğradığını kitaptaki ifadelerinden öğrendim. Hayatının sonraki aşamalarının şekillenmesinde; yaşadığı güvensizlik duygusunda; insanlara karşı geliştiremediği sevgisizliğinde; buna rağmen kendini sevdirebilmek için, kabullendirebilmek için sürekli çaba göstermesinde; hayatından vazgeçip giriştiği intiharlarda bu istismarin payı oldukça fazla bence. İnsanların çirkin yüzünü gördüğü için belki de insanlığı kabul etmiyor. Kadınlardan nefret ederken hayatının her donemi kadınlarla haşır neşir oluyor. Fahişeleri ise ne insan ne de kadın sınıfına koyuyor bu yüzden belki en iyi onlarla anlaşabiliyor. Hayatım utanç dolu anlarla dolu diye çok kez ifade ediyor. bunlardan en büyüğü bence karısına tecavüz ederlerken sessiz kalması ve bundan dolayı karısını suçlaması...İnsanlardan kendini yani gerçek kişiliğini gizleyebilmek için soytarılık yaptığını anlatıyor yani kendine sahte bir kimlik oluşturuyor.
"Bir çocuğa böyle şeyler yapmanın, insanların islediği suçlar arasında en alçakça olanlarından biri olduğunu düşünüyorum. Fakat ben gizlendim. Bazen bunda insana özgü "özel niteliklerden" birini daha keşfettiğimi düşünerek zayıf bir şekilde güldüm bile. Şayet bende gerçekleri söyleme huyu olsaydı anneme ve babama gidip utanç duymadan onlara bu suçları anlatır ve yardımlarını isterdim. Ancak ben annemi de babamı da hiç anlayamazdım. İnsanlardan yardım istemek mi? Gülünç bir fikirdi bu, Babama, anneme, bir polise, hatta hükümete başvurmuş olsam bile kendi bildiğini okumak da mahir bu insanlar sadece