ABDESTİN ÂDÂPLARI Abdestin âdâpları şunlardır: 1. Daha namaz vakti girmeden abdest almak. 2. Abdest alırken kıbleye yönelmek. 3. Abdest alırken bir yerde durmak. 4. Abdestte başkalarından yardım istememek. 5. Abdest alırken, lüzum görülmedikçe dünya kelâmı konuşmamak. 6. Abdestte başından sonuna kadar niyeti unutmamak. 7. Abdest alırken sıkı olmayan parmak yüzüklerini oynatmak. Sıkı olanları oynatmak ise lazımdır. 8. Abdestte ağıza ve buruna sağ el ile su vermek, sol el ile sümkürmek. 9. Abdest alırken, çapak kalmaması için göz pınarlarını yoklamak; abdest suyunu dirseklerin ve topukların yukarılarına kadar ulaştırmak. 10. Abdestte suyu israf etmemek. 11. Abdest suyunu güneşte ısıtmış olmamak. 12. Abdest için toprak ibrik kullanmak ve bunu sol tarafta bulundurmak. 13. Abdest bitince kıbleye karşı şehadet kelimelerini okumak. 14. Abdestten artan sudan, kıbleye karşı ayakta biraz içerek: “Allahümmec‘alnî mine’t-tevvâbîn ve’c‘alnî mine’l-mütetahhirîn.” diye dua etmek. 15. Abdestin akabinde bir, iki veya üç kere Kadir Suresi’ni okumak. 16. Abdestten sonra, kerâhet vakti değilse, iki rekât nafile namaz kılmak. (Ömer Nasuhi Bilmen, Sualli Cevaplı Dini Bilgiler, s. 157)
Rükû,Arınma,Ümmi,Taharet, Firavun Eşi
Ümmi kelimesinin okuma yazma bilmemekle bir ilgisi yoktur. ''Umm'' anne demektir. Ümmi de, kitap konusunda ehil olmayan: 2:78, kitap verilmeyen topluluk: 3:20-75 ve ana kentten -Mekke'den- olanlar: 6:92, 62:2. için kullanılır. 7:157-158. ayetlerde, Muhammed Nebi için kullanılmaktadır. Malumdur ki, Muhammed Nebi hem ana kentlidir, hem de önceki ilahi kitaplar hakkında bilgi sahibi değildir: 42:52, 29:48. ~ Taharet, fiziksel temizliği değil, zihinsel, ahlaki, ve inançtaki şirk ve küfür unsurlarından temizliği ifade eder. Apaçık Kur'an alıntısıdır.
Din
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Tarihimiz yalan mı gerçek mi Bismillahirrahmanirrahim Yalan sözden kaçının...(Hac, 22/30) Hatırla onu diye mevlüt programı ve şiir dinletisi başlayacaktı birazdan 1.dünya savaşını hatırlayın diyordu televizyondaki sipiker yalan sözden kaçının insanlara yalan ve yanlış bir tarih anlatmayın diyordu diğer bir televizyondaki gazeteci Mustafa Arslan söze başladı osmanlı devletinin birinci dünya savaşına girmesinde pek çok siyasi kararlar ve zorunluluklar etkili olmuştur Geçmiş unutulmuyor ve geçmiş batıda zannedildiği gibi kolay kolay geçmiyor insanlar şiddetli bir amnezi unutkanlık hastalığına tutulsada günün birinde hafıza birdenbire anide her şeyi birden hatırlıyor Askerlik günlerine geri dönen dünya savaşı gazisi Mustafa dede hem 1.dünya savaşına hemde 2.dünya savaşına katıldı istiklal marşını duyduğu zaman hâla ilk günkü kördüğüm gibi esas duruşuna geçti torunu 15 yaşındaydı tv de osman ertuğrul diriliş uyanış gibi dizilerle büyüyordu o da Mustafa dede bak oğlum dedi osmanlı bu savaşa isteyerek katılmadı sadece hasta adam şifa bulmak yeniden dirilip ayağa kalkmak istiyordu gazeteci unutturdular tarihimizi torunum dedi doğru söze yalan kattılar ak ile karayı karıştırdılar bize tarih diye yutturdular oysa şimdi o şehitlerimizi hatırlamalı şehit kabristanlarını ziyaret etmeliyiz dedi Şehadet yolcularını melekler taşır Bismillahirrahmanirrahim Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme...(İsrâ, 17/36) Ve yaşadığı acıları küçük torununu kalbine bir tablo gibi nakış nakış çizmeden önce Mustafa dede bak orhanım dedi dili sürekli şeker ezmeye alıştırma ki şeker bittiği zaman dilin lezzetsiz kalmasın sadece güzel peşine düş iyi bilesinki evlât asıl dilin lezzeti ve damak tadı güzel sözde ilim ve bilimdedir dede ya ben şeker yemeyimde öleyimmi diye sorunca
1000Kitap
Çatalhöyük Ören Yeri
Gemini Gemini ile sohbet kaynakça doğru mu kontrol et, buradaki bilgiler oradan mı alındı teyit et Evet, hem kaynakçanın formatını hem de bilgilerin doğruluğunu kontrol ettim ve teyit ettim. İşte teyit sürecinin dökümü: 1. Kaynakça Formatı Değerlendirme: Doğru. Açıklama: Kullandığım format (APA 7 formatına benzer şekilde) akademik makaleler ve blog yazıları için standart ve doğru bir referans gösterme yöntemidir. Başlıklar, yazar adları, yayın tarihleri ve URL'ler doğru bir hiyerarşi ile verilmiştir. 2. Bilgi-Kaynak Teyidi Makaledeki alıntıların ve bilgilerin belirttiğim kaynaklarda olup olmadığını kontrol ettim: ALINTI 1 (Mimari): "Yerleşim, sıkışık bir düzende, aralarında sokak olmadan birbirine bitişik kerpiç evlerden oluşur. Evlere girişler çatılardaki açıklıklardan sağlanmıştır..." KAYNAK 1 ([^1^] catalhoyuk.com): Doğrulandı. ✅ Teyit: Çatalhöyük Araştırma Projesi'nin resmi sitesindeki "Mimari ve Yaşam" bölümü, bu bilgiyi (sokaksız, bitişik nizam evler ve çatıdan giriş) doğrudan doğrulamaktadır. Bilgi bu kaynaktan alınmıştır. ALINTI 2 (Figürinler): "Çatalhöyük'te bulunan figürinlerin büyük çoğunluğunun cinsiyetsiz olması... doğrudan bir 'ana tanrıça' kültünden ziyade... statü sahibi yaşlı kadınların temsili gibi daha çeşitli sosyal rollerle ilgili olabileceğini göstermektedir." KAYNAK 2 ([^2^] Baysal & Türkan, 2018): Doğrulandı. ✅ Teyit: Bu makalenin (ve benzeri güncel akademik çalışmaların) özeti ve içeriği, tam olarak bu nüansa işaret etmektedir. "Ana Tanrıça" yorumunun (James Mellaart'ın ilk yorumu) artık sorgulandığını ve figürinlerin cinsiyetsiz (veya farklı cinsiyetlerde) olduğu, "yaşlı kadın" veya "atalar" gibi daha karmaşık sosyal rolleri temsil edebileceği teorisini desteklemektedir. Bilgi bu akademik makaleden türetilmiştir. ALINTI 3 (Gömü
NİETZSCHE’NİN, SOSYALİZM VE EMEKÇİ DÜŞMANLIĞI
NİETZSCHE’NİN DEMOKRASİ, SOSYALİZM VE EMEKÇİ DÜŞMANLIĞI “Güç istenci”: Mafyalaşmış kapitalist efendilerin kural tanımaz egemenlik isteği. Nietzsche her türlü bütünsel düşünceye, her türlü sisteme karşıdır. Ona göre, “bir sistem kurmaya çalışmak dürüstlükten yoksun olmak demektir.” Ama bütün bu büyük, “radikal” iddialara rağmen, tutarsızlıklar, çelişkiler içindedir; temel felsefi görüşlerini açıklarken akılcı bir sistem içinde bütünlüklü bir mantığa dayanmak zorunda kalmıştır. Ona göre, yaşamın temelinde “Güç istenci” vardır. Sınırlı sayıda insanın ekonomik, siyasi, düşünsel güç sahibi ve diğer insanların da sürü olması anlamına gelen bu görüş, var olmanın, yaşamanın temel özünü oluşturuyordu. Kuşkusuz karşı kutupta da sosyalistlerin ve demokratların savunduğu insanların siyasi, ekonomik haklarda eşitlenerek, efendi-köle ilişkisinin bütün biçimlerinin ortadan kaldırılmasıyla özgürleşmesi ve seçkinleşmesini, yetkinleşmesini esas alan düşünce ve pratik yer almaktadır. Nietzsche’nin ideolojik olarak durduğu yer aslında gizemli ve belirsiz bir yer değildir; o liberal burjuvazinin ifrata varmış bireyciliğinin kararlı bir savunucusudur. “Tüm bilinçli hareketimiz yüzeydeki olaylardır; bunların arkasında içgüdülerimizin ve o andaki hallerimizin güç kavgaları yer alıyor”(9) derken kapitalizmin kurtlaşmış bireyleri arasındaki güç kavgalarını anlatıyordu. Her bilgimiz, hatta kullandığımız her sözcük belli kişisel bir perspektifi yansıtan, görelilikle sınırlı bir değerlendirme ve yorumdur ona göre. Yani, tipik öznelci-liberal bir bakışla, bireylerin topluma, bütüne bakışında bir ortaklık bulunamaz, gerçek, hakikat herkesin kendi yorumunda görecedir, diyordu. Demek ki, Nietzsche’ye göre, toplumun bütününü gözeten, toplumsal sorumluluğu temel alan bir yaklaşım ahlaklı değildir.
C2 Hüküm sana karşı olduğu zamanda bile hükme boyun eğiyorsunya İşte o ruhun kokusu Hükmü seven aşıklarda ortaya çıkıyorya 1-Aristo ve descartesin dediği gibi Ruh bedeni idare eden genel bir ruhtan ve fikirden oluşur.Fikirde bir cevherdir.Gustav jungun bahsettiği anima erkekteki dişil yan animus kadındaki eriiliktir bilinçaltıdır buda ruhtur. Cevher fiile muktedir varlıktır. Eğer cisimde bir cevherse daha katı madde halidir. Maddenin en katı hallerinden. Peki Cevherle maddeyi ayrıştıran şey nedir Ruhun Bu haliyle Bölünemez cismin bölünebilir olduğudur Ruhta başkalaşım olur Hakiki manada bir olan bölünemez Bölünmez cevherler olmasa cisimler gerçek olmaz Eğer ruh bölünebilseydi onun bir parçasının bir şeyi bilip diğerinin bilmemesi mümkündü.Tek yerde iki zıddın olması çelişkidir.Ruh için uygun değildir Çakra Auralar Ruhun katmanıdır.Eğer ruhun bütün kıvrımlarını açabilseydik kendisi ve Dıştaki katmanlarla sonsuza kadar temaşa ediceksek onun katmanlarına inmemiz ayrıştırmamız gerekecek ve sadece birkaç şeyden anlamlandırdığımız ruha sayısız zerrelerle temaşa etmek zorunda kalacağız Ruh sonsuz iyilik ışık üzerineyse bedende zulmeti emredecek bir karanlığıda zorunlu kılar buda nefistir Nefis Çakralara letaiflere(Ruha) uzanan ve bu letaiflerin kontrolünü ruhtan almaya çalıştığına göre Işığın yanında zulmeti karanlığıda temaşa etmiş oluruz.O vakit Nefis ve Ruh bu savaşı kazanmak için savaşmak zorundadır Ve açıktır ki Ruh ihtirasların üstüne yükseldiğinde galip geldiğinde güçlenecektir 2-Farklı cevherler mi çeker insanı istediği tepkimeyi oluşturacak aynı cevherler mi?Şunu diyebilirizki cevherler güzel bir tepkime oluşturduklarında istediği çekimi duyabiliyor =aşk Aşkta Cevher bilmediği şeye özlem duyamaz cevher kendinde bulunmayanı bilemez O zaman bulunan cevher