Rêya Hakk Alevî inancının Terminolojisine, inancındaki kavram ve kuramlarına derinlikli bakmak, Bu inancın dilinin hangi kültür havzasına, hangi zaman ve mekâna ait olduğunu bilmek için, dilin gelişimindeki biyolojik ve kültürel evrimi bilmek gerekiyor. Bu gerçeklikten hareketle genel olarak biyolojik gelişim ile kültürel evrim arasındaki ilişkinin dille olan
iç içe ilişkisine kısaca değinmekte fayda var.
“Bu günü geçmişten damıtmak ve bu günüyle geleceği kurmak, tarihe bu perspektif ile
bakmak hakikatce bir yaklaşım olur.Biz tarihin başlangıcından gizli isek, geçmişte içimizden gizlidir”(1) hakikati dil için de geçerlidir.( Taylan Çintay, İnanç İktidarı, Aram yay)
İnsanin biyolojik ve kültürel evrimi iç içedir,karşılıklı bir etkileşim söz konusudur. İnsan en yakın akraba türlerinde kopmaya başlayıp insanlaşma yolunda ilk adımını attığında, geçirdiği biyolojik evrim aşaması( Homo-Erectus- ayakları üzerinde duran, dik duran, serpiyan) dik durup ele nazar edip, elini kullanmaya başlayınca ilk kültürel kırıntılar var oldu.
Dil kavramı kültür kavramı ile sıkıca bağlantılı olup dar anlamda kültür alanının başat unsurudur. Dili dar anlamda kültür olarak tanımlayabiliriz. Dil bir toplumun kazandığı zihniyet ,ahlâk, estetik duygu ve düşüncelerin birikimidir. Bu bakımdan dil bir kimliktir. İnsan beynindeki gelişmeler dil öğrenmeye el verişli hale gelince kültürel birikim ve aktarım imkanı doğdu. İnsan beyninin en donanımlı merkezî uzun bir evrimsel sürecin sonucunda gelişen, beyin sapı denilen kadim köktür. İlk edapta
bu kadim kök üzerinde Limbik sistem ( duygu merkezleri) beyin sapı çevresinde biçim almış, bu bölüm “ yüzük “ şeklinde olduğunda Latincede
yüzük anlamına gelen LİMBUS’tan türetilmiştir. Dahaha sonra KORTEKS (kabuk) düşünen beyin haline gelmiştir. Yani biyolojik