Eklektik Fenomenoloji Analizleri
Çağımızda bireylerin aşırı bencilleşmesi, toplumların yapay gündemler üzerinden kutuplaşması ve devletlerin küresel piyasalar karşısında küçülmesi bize bilinç, sağduyu ve çözüm ekseninde mevcudu sorgulayan, eleştiren ve alternatif sunan bir siyasal yaşam felsefesi arayışına itmiştir. Ben Dr. Muhammet Barkım CANLIOĞLU olarak postmodern, pragmatist ve fenomenolojik birikimimi eklemleyerek oluşturduğum Eklektik Fenomenoloji perspektifimle çağın sorunlarını "Ö.Z.A.Y ilkeleri" yani Ötekisiz Zulümsüz Aşırılıksız Yaşam İlkeleri çerçevesinden çözümleme gayretindeyim. Eklektik Fenomenoloji, Eidos'u yani özü konstitüsyonle yani anlam kurma süreçlerinde insanların lebenswelt adını verdiğimiz yaşam dünyalarındaki içeriklerini empati adını verdiğimiz duygudaşlık bağlarıyla kesinleştirerek birinci tekil kişi tecrübesine tutunan bireyin yapacağı anlamsal indirgemeleri felsefi ve siyasi olarak köklü değişimlere dönüştürür. Bir farkındalık erdemi olarak nötr diyalektiğe odaklanan makullüğü ile eşitlik ve normlar arasında olgunluk ve legalite bağları kuran olumlu bir algı felsefesi olarak eklektik fenomenoloji jenerasyonlar arası oluşan iletişimsizliği insanın özüne inerek baştan kurar. En temel şematik analizini paylaştığım görselde bulacağınız Eklektik Fenomenolojik metodoloji bize her veri protototipini zihin bilinç ve anlam dünyamızda nasıl dönüştürmemiz gerektiğini sunan parti, hizip ya da ideoloji ötesi bir bilinç eleğidir. Çalışmalarıma gösterdiğiniz ilgi için hepinize çok teşekkür ederim. Doktor MBC
Doktor MBC ile Fenomenolojik Analizler
Farkındalık...
Bilinç, insanın sırtındaki en ağır yetenektir. Etrafındaki mekanik rutinleri, uykudaki insanları ve varoluşun çıplak boşluğunu bir kez fark eden ruh için, eski konforlu cehalete geri dönüş yolu kapanmıştır.
İnsan ve Duygular
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
böyle her saat uyanacak mıyız
korkuyorum, yarın seni gördüğümde boynuna sarılırım diye. oysa ne çok prova yaptım sensizliğe. insan ezberlediği vedaları neden tek bir bakışta unutur yine?
İnsanın bu dünyadaki temel trajedisi, kendi varlığının ağırlığını taşıyamayıp onu nesnelerin hafifliğiyle takas etme arzusudur. Modern insan, varoluşsal boşluğunu (horror vacui) anlamlandırmak yerine, etrafını biçimlerle, renklerle ve ambalajlarla kuşatarak görünmez bir kalkan inşa ediyor. Bu, felsefi anlamda bir "kendinden kaçış" estetiğidir. Nesnelere yüklediğimiz anlamlar, kendi içsel hiçliğimize karşı ördüğümüz duvarlardan ibarettir. Biz eşyaya sahip olduğumuzu iddia ederken, aslında nesne bizi kendi mekanına hapsediyor ve bizi kendi doğasına uydurarak nesneleştiriyor. Yani bilinç, kendi yarattığı yapay dünyada, ürettiği araçların kölesi haline gelen trajik bir özneye dönüşüyor. Zaman ise bu varoluşsal oyunun en amansız hakimidir. Kronolojik zamanı (kronos) kutsallaştırıp, anın getirdiği niteliksel zamanı (kairos) tamamen gözden kaçırıyoruz. Hız, modern bilincin kendini sorgulamasını engelleyen afyon felsefesidir; çünkü durmak, insanın kendi içindeki o tekinsiz boşlukla, yani kendi varlığıyla baş başa kalması demektir. İnsan durduğunda, zamanın onu eskitmediğini, aksine kendisinin zamanı hoyratça tükettiğini fark eder. Bu farkındalığın yaratacağı ontolojik kaygıdan (anksiyete) kaçmak için, adımlarımızı daha da hızlandırıyor, saniyeleri birer tüketim nesnesi gibi harcıyoruz. Deneyimi değere dönüştüremediğimiz, sadece üzerinden geçip gittiğimiz bir patinaj alanıdır artık hayat. Kusursuzluk algısı da bu illüzyonun estetik ayağını oluşturur. Doğa, doğası gereği asimetrik, kusurlu ve ölümlüdür. Oysa insan, kendi faniliğinden duyduğu korku yüzünden her şeyi pürüzsüzleştirmeye, sterilize etmeye çalışıyor. Kırılan bir nesneyi, incinen bir ruhu ya da
Bir kitap okurken bile sayfanın ortasında senin yüzünü görüyorum.